İlkokul ve Ortaokul Türkçe, Matematik, İngilizce, Hayat Bilgisi, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler Ders Kitabı ve Çalışma Kitabı Cevapları
Kategori: 8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı
“Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı”, öğrencilerin Türkçe dil becerilerini geliştirmek amacıyla hazırlanmış kapsamlı bir kaynaktır. Bu kitap, okuma, anlama, dinleme ve yazma gibi temel dil becerilerini güçlendirmeye yönelik çeşitli etkinliklerle doludur. “8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları”, öğrencilerin etkinliklerde karşılaştıkları soruları doğru bir şekilde anlamalarına ve çözümlemelerine yardımcı olur. Ayrıca, “8 Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevap Anahtarı” öğrencilerin kendi cevaplarını kontrol etmelerine olanak tanıyarak ders başarısını artırmayı hedefler.
“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları MEB Yayınları” ve “8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Hecce Yayıncılık”, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan kaynaklar arasında yer alırken, öğrenciler bu kitaplar üzerinden çalışma yaparak başarılarını pekiştirebilirler. Aynı zamanda, “8. Sınıf Türkçe Ders Çalışma Kitabı” ve “8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Dinleme Metni Cevapları” gibi ek kaynaklar, öğrencilerin dinleme becerilerini geliştirirken, “8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Devlet Kitapları Cevapları” da devlet tarafından sağlanan müfredat materyallerine yönelik çözümleri sunar.
Ortaokul 8. Sınıf Türkçe KitabıKestane Serbest Okuma Metni Etkinlik CevaplarıSayfa 79, 80, 81
8. Sınıf Türkçe Kitabı Kestane Serbest Okuma Metni Etkinlik Cevapları
8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 79, 80, 81, kestanenin doğal ortamı ve insanlar üzerindeki etkileri hakkında bilgi sunmaktadır. Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı içerisinde yer alan Kestane Serbest Okuma Metni Etkinlik Cevapları, öğrencilerin metni daha iyi anlamalarına yardımcı olmak için hazırlanmıştır. Ayrıca, Forum MEB 8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları, bu konudaki soruların yanıtlarını bulmak isteyen öğrenciler için faydalı bir kaynaktır.
“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 79-80-81 Hecce Yayıncılık”
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Kitabı, kestane ve genel olarak ağaçlar hakkında derinlemesine bilgi edinmek isteyenler için zengin içerik sunar. Son olarak, 8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 79-80-81 Hecce Yayıncılık, kestanenin doğadaki yerini ve önemini vurgulayarak, öğrencilerin doğal yaşamı daha iyi anlamalarına katkıda bulunur.
8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 79-80-81
Kestane
Sonbahar aylarının sonuna doğru caddelerdeki yerlerini alarak kışın habercileri olur kestaneciler. Havaların iyice soğumasıyla birlikte her köşe başında küçük sobalarıyla nostaljik bir görüntü oluştururlar. Neredeyse hepimizin kokuyu takip ederek bulabileceği tezgâhlarda satıcıların “kestane kebap” diye bir yandan bağırıp, bir yandan pişirdiği kestaneler, çocukluğunuzun en güzel tat ve kokularından birisidir.
Kestane, kayıngiller olarak adlandırılan ağaç familyasındandır. Yediğimiz kestane ise, bu ağacın tohumudur. Kışın severek tükettiğimiz bu tohumlar sağlığımız için de son derece faydalıdır. Kestanenin kültürümüzdeki yeri ise apayrıdır. Özellikle soğuk kış akşamlarının vazgeçilmez atıştırmalığı olan kestane eskiden, henüz kaloriferli evler bu kadar yaygınlaşmadan çoğunlukla evdeki sobanın üzerinde pişirilirdi. Şişkin bir göbeğe benzeyen bombeli kısmından bıçakla çizilerek sobanın üzerinde 10-15 dakika pişirmek bu keyifli lezzete kavuşmak için yeterliydi. Sadece kebabı mı? Kestane şekeri, kestane püresi, kestane ezmesi gibi değişik şekillerde sofralarımızda, tatlılarımızda, pastalarımızda kullandığımız kestane mutfağımıza ayrı bir lezzet katar.
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 80 Cevapları
Kestane çoğu sert kabuklu yemişlerin aksine vitamin ve mineral açısından zengin bir besin kaynağıdır. Yağ oranı düşüktür ve sindirim sistemimiz için son derece faydalı lifler ile B1, B2 ve C vitaminlerini de bol miktarda içerir. Aynı zamanda güçlü bir antioksidan olan kestanenin, kansere karşı da koruyucu etkisi de var. Demir, kalsiyum, magnezyum, mangan, fosfor ve çinko gibi mineraller bakımından da zengin olan kestane tam bir potasyum deposudur.
Buğday ununda glüten adı verilen bir madde bulunur. Alerjisi olan ya da çölyak hastası olan kişiler bu unları tüketemez. Kestane glüten içermediği için un olarak da kullanılabilir ve glüten duyarlılığı olan kişiler tarafından da rahatça tüketilebilir. Ancak, yüksek karbonhidrat içermesinden dolayı fazla miktarlarda kestane tüketimi kan şekerinin yükselmesine neden olabilir. Bu yüzden şeker hastalarının yedikleri kestane miktarına çok dikkat etmeleri gerekir.
Ilıman bölgelerde yetişen kestane ağacının 16 değişik türü bulunmaktadır. Boyu 30 metreye kadar uzayabilen kestane ağaçları 500 yıl yaşayabilirler. Bu nedenle kestaneler Anadolu ormanlarının en görkemli ağaçlandır. Türkiye’de yetişen tek tür olan Anadolu kestanesi, Kuzey Anadolu kıyılarından Marmara Bölgesi’nin içlerine ve Ege Bölgesi’ne kadar geniş bir alana yayılmıştır. Anadolu kestanesinin Grekler tarafından Yunanistan’a götürüldüğü, oradan da İtalya ve diğer Akdeniz ülkelerine yayıldığı bilinmektedir.
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 81 Cevapları
Ekim ve kasım aylarında hasadı yapılan kestanenin meyvesini, dikenli kabuğu (kupulası) nedeniyle ilk bakışta tanımak zordur. Ağaçtan düşürülen kestanelerin hem üzerlerinde dikenleri vardır, hem de tadı biraz acıdır. Dikenli kabuğun düşmesi ve tadındaki acılığın giderilmesi için toplanan kestanelerin üzeri toprakla örtülür. Kestane belli bir süre sonra topraktan çıkarılır, dikenli kabuğu soyulur ve soframıza kadar gelir.
Ülkemizdeki kestane üretiminin yaklaşık %70’i Ege bölgesinde gerçekleştirilir. En çok Aydın’da yetiştirilir ve bu kestaneler çok kalitelidir. Bursa’nın tadına doyulmaz kestane şekeri, Aydın kestanesinden üretilir. Aydın’dan sonra, İzmir, Kastamonu ve Sinop kestane üretiminde ilk sıralarda yer alır. Sonbaharda toplanıp kışın tükettiğimiz kestanenin ağacı da değerlidir. İtalya’da fıçı yapımında kullanılan kestane ağaçları, mobilya ve dekorasyon alanında da tercih edilmektedir. Sağlam ve dayanıklı yapısından dolayı bahçe çiti yapmak için en çok kestane ağacı kullanılır.
Kestane ağacının en büyük özelliklerinden biri de yaşlanan ağaçların parçalanarak dökülmesidir. Ağaç parçalanmaya başladığında kökten çıkardığı dallar sayesinde yeni ağaçlar yetişir. Kestane ağacının dökülen parçaları, yapraklan, dallan ve tohumlan çürüyerek toprağa karışır. Humus adı verilen bu doğal gübre özellikle çiçek yetiştiricileri tarafından sıklıkla tercih edilir.
Ve son bir uyarı: Parklarda bahçelerde sık sık karşımıza çıkan bir başka kestane ağacı daha vardır. Severek yediğimiz kestaneden daha iri ve tombul tohumları olan bu kestanelere “at kestanesi” adı verilir. Sakın görüntüsüne aldanıp “at kestanesi” yemeyin. Bu tohumlar zehirli ve sağlığımız açısından son derece tehlikelidir.
Öncü Çocuk dergisi
“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 79-80-81 Hecce Yayıncılık” konusunun ders kitabı cevapları videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı2. Ünite Ölçme ve Değerlendirme CevaplarıSayfa 82, 83, 84, 85, 86, 87
8. Sınıf Türkçe Kitabı 2. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Cevapları
8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 82, 83, 84, 85, 86, 87 Cevapları, bu sayfalarda yer alan etkinlikler ve soruların çözümleriyle öğrencilere yol gösterir. Bu sayfalardaki alıştırmalar, dil bilgisi, yazım kuralları ve metin yorumlama konularını kapsar. Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı 2. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Cevapları, öğrencilerin 2. üniteye dair kazanımlarını gözden geçirmelerine ve eksiklerini tamamlamalarına yardımcı olur.
“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 82-83-84-85-86-87 Hecce Yayıncılık”
Forum MEB 8. Sınıf Türkçe Hecce Yayınları Ders Kitabı, MEB müfredatına uygun bir şekilde hazırlanmış olup, öğrencilerin okuma, yazma ve anlama becerilerini geliştirmeyi hedefler. 8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 82-83-84-85-86-87 Hecce Yayıncılık sayfalarında ise öğrenciler, metin analizleri, dil bilgisi soruları ve yazma çalışmalarıyla Türkçeyi daha etkin kullanma fırsatı bulurlar.
8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 82-83-84-85-86-87
KUŞ BAKIŞI
Acıkmış bir martının sana doğru bakışı değil, muhabbet kuşunun bakışı da değil. Iııh, omzuna konmak isteyen bir papağanın bakışından da söz etmiyorum. Yüksek bir yerden aşağıya doğru bütün genişliği içine alabilecek şekilde bakmaya “kuş bakışı” denir. Bir yerin kuş bakışı görünüşünün kâğıt üzerine kabaca çizimine “kroki” adı verilir. Yakın çevremizi kâğıt üzerinde gösterebilmek için kroki ve plandan yararlanırız. Okulumuzun, evimizin, sokağımızın, mahallemizin ya da semtimizin, kuş bakışı görüşünün küçültülerek, ölçüsüz olarak düzlem üzerine çizilmesine, kroki denir.
Krokide geometrik şekiller, semboller ve çizgiler kullanabiliriz. Kroki, günlük yaşantımızda çok sık kullandığımız çizimdir. Bu çizimler, ana hatlarıyla ölçmeden yapılır. Krokiye ölçek konulmaz. Uzunluklar göz kararı belirtilir. Önemli yerler şematik olarak gösterilir. Krokinin çizildiği kâğıdın bir köşesine kuzey- güney doğrultusunu gösteren bir ok konulur. Kroki, okulumuzun çevresini, mahallemizi, köyümüzü tanımada yardımcı olur.
Ayrıca aradığımız bir adresi bulmak için de krokiden yararlanırız. Bir arkadaşımıza evimizin yerini basit bir kroki çizerek tarif edebiliriz. Sınıfımızın, okul bahçesinin, odamızın ve sokağımızın durumunu da kroki ile gösterebiliriz.(…)
Asena MERİÇ
Gökyüzü Şarkı Söyler mi?
(Kısaltılmıştır.)
Soru : Aşağıdaki soruları “Kuş Bakışı” adlı metne göre cevaplayınız.
1. Kuş bakışı ve kroki nedir?
Cevap:
Kuş bakışı, yüksek bir yerden aşağıya doğru geniş bir alanı görebilecek şekilde bakmaya denir. Bir yerin kuş bakışı görünüşünün kağıt üzerine kabaca çizimine ise kroki adı verilir.
2. Krokilerden nasıl yararlanabiliriz?
Cevap:
Krokiler, okulumuzun, evimizin, sokağımızın veya mahallemizin kuş bakışı görünüşünü göstermek için kullanılır. Ayrıca, bir adresi tarif ederken de krokiden yararlanabiliriz.
3. Kroki çizerken hangi şekiller kullanılabilir?
Cevap:
Kroki çizerken geometrik şekiller, semboller ve çizgiler kullanılabilir. Önemli yerler şematik olarak gösterilir ve uzunluklar göz kararı belirtilir.
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 83 Cevapları
Soru : Aşağıdaki cümleleri, harf ile verilen düşünceyi geliştirme yollarıyla eşleştirerek harfleri yay ayraçların içine yazınız.
Cevap :
(d) Tanımlama – İsmin önüne gelerek onu niteleyen veya belirten sözcüklere sıfat denir.
(c) Örnekleme – Türkçemize sahip çıkan birçok şairimiz var: Yunus Emre, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin vb.
(b) Karşılaştırma – Ömer Seyfettin olay hikâyesi, Sait Faik Abasıyanık ise durum hikâyesi yazmıştır.
(a) Sayısal verilerden yararlanma – 2021 yılı verilerine göre Türkiye’nin okuma oranının 180 ülke arasında 140. sırada olduğu açıklandı.
Soru : Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun geçiş ve bağlantı ifadelerini yazınız.
Cevap :
Dün akşam misafirliğe gitti oysaki bizi sinemaya götürecekti.
Yirmi beş yıllık mesleğim sona erdi başka bir deyişle emekli oldum.
Ankara’dan dönmeden önce son olarak kitapçılara uğrayacağım.
Konuşmama ilk olarak kendimi tanıtmakla başlayacağım.
Çiçekleri severim özellikle kır çiçeklerini.
Soru : Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Gözyaşları gibi ulu dağlardan
Enginden engine çağlayan sular
Derin derin derelerden dönerek
Arayıp aslını ağlayan sular.
Altı çizili dizede başvurulan söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Abartma B) Benzetme C) KişileştirmeD) Konuşturma
Cevap : C) Kişileştirme
2. Kayalar arasındaki dik ve dar bir patikadan inince Kızılkeçili deresiyle karşılaştık. İki sırtın birleştiği dar boğazda kayadan kayaya atlayarak köpüren sular, kulakları dolduran büyük bir gürültü çıkarıyordu. Suyun kenarındaki dar yolda, çok kere taştan taşa atlayarak yürümeye başladık. Kâh derenin kıyısına iniyor, kâh tekrar sırta tırmanarak beyaz köpüklü çağlayanlara yüksekten bakıyorduk.
Bu parçada kullanılan anlatım biçimleri hangileridir?
A) Açıklama-Tartışma B) Betimleme-Öyküleme C) Tartışma-Betimleme D) Öyküleme-Açıklama
Cevap : B) Betimleme-Öyküleme
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 84 Cevapları
3. Dünya üzerinde ne kadar insan varsa o kadar da kişilik vardır. Nasıl her insanın dış görünüşü farklıysa iç dünyası ve kişiliği de farklıdır. Aynı durum iki kardeş arasında da gözlenebilir. Kardeşimde her zaman mantık ön plandadır. Herhangi bir konuda karar vermeden önce uzun uzun düşünür. Ben ise sabırsız yapımdan dolayı hemen karar veririm ve genellikle de hata yaparım.
Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Benzetme B) ÖrneklemeC) Tanık gösterme D) Tanımlam
Cevap : B) Örnekleme
4. Sinema da tiyatro gibi sanatın bir türüdür. Ancak sinemanın izleyicisi, tiyatro izleyicisinden daha fazladır. Bunun nedeni sinemanın olanaklarının daha geniş olmasıdır. Sinemada uçsuz bucaksız çöller, balta girmemiş ormanlar, dağ zirveleri… gözünüzün önüne serilir.
Bu parçada karşılaştırılan kavramlar, aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
A) Göller-ormanlar B) Sinema-görsel sanatlar C) Ormanlar-dağlar D) Sinema-tiyatro
Cevap : D) Sinema-tiyatro
5. Batuhan Öğretmen, cümlenin ögeleri konusunu anlattıktan sonra öğrencilerine bir çalışma kâğıdı hazırlamıştır. Çalışma kâğıdını kontrol ederken bir öğrencisinin yanlış yaptığını belirlemiştir.
1. Bisiklet sürerken kelebeklerle yarışmıştık. ✔
2. Kapadokya gezisine katıldık. ✔
3. Bu sabah seni aradım. ✔
4. Bana ömrüm boyunca
unutamayacağım bir masal anlattı. ✔
Öğrenci, kaç numaralı cümlenin ögesini yanlış bulmuştur?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4
Cevap : D) 4
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 85 Cevapları
6. “Ben atımdan inerek bu ihtiyarın elini öptüm.” cümlesinde bulunmayan öge, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dolaylı tümleçB) Nesne C) Özne D) Zarf tümleci
Cevap : A) Dolaylı tümleç
7. “Limana girdiğimiz vakit, şehre çıkmak isteyen yolcuların kâğıtlarına bakmak için birkaç subay geldi.” cümlesinin öznesi, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Limana girdiğimiz vakit
B) Kâğıtlarına bakmak için
C) Şehri çıkmak isteyen yolcular D) Birkaç subay
Cevap : D) Birkaç subay
8. Osman Hamdi Bey’in “İstanbul Hanımefendisi” tablosu, Avusturya’nın başkenti Viyana’da açık artırmayla satıldı.
Yukarıdaki cümleyi ögelerine ayıran öğrenciler öge dizilimini labirente yerleştireceklerdir. Öge dizilimini doğru yapan öğrenci kimdir?
A) Ayşe B) Emrah C) Gizem D) İrem
Cevap : D) İrem
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 86 Cevapları
9. “Üç tarafı ambarlı büyük kilerin tavanına kancalı büyük çiviler takılmıştı.” cümlesinin ögeleri, aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
A) Dolaylı tümleç-nesne-yüklem
B) Dolaylı tümleç-özne-yüklem C) Özne-dolaylı tümleç-nesne-yüklem
D) Zarf tümleci-özne-yüklem
Cevap : C) Özne-dolaylı tümleç-nesne-yüklem
DEPREM SONRASINDA YAPILACAKLAR
Güvenli bir yer bulun.
Sağlığınızı kontrol edin.
Bulunduğunuz yerin hasar kontrolünü yaptırın.
Küçük yangınlara müdahale edin.
Acil çıkış yollarının güvenli olup olmadığını kontrol edin.
İhtiyacı olanlara ilk yardım uygulayın.
Afet çantanızı yanınıza alarak bina dışı toplanma alanına gidin.
Artçı sarsıntı olma ihtimaline karşı en az 48 saat eve girmeyin, güvenli bir yerde bekleyin.
10. Verilen broşüre göre deprem sonrasındaki hangi davranışımız yanlış olur?
A) Deprem sonrasında küçük de olsa yangın çıkmışsa müdahale etmem, itfaiyeyi ararım.
B) İhtiyacı olanlara ilk yardım uygularım.
C) Afet çantasını yanıma alarak bina dışı toplanma alanına giderim.
D) Artçı sarsıntı olma ihtimaline karşı en az 48 saat eve girmem, güvenli bir yerde beklerim.
Cevap : A) Deprem sonrasında küçük de olsa yangın çıkmışsa müdahale etmem, itfaiyeyi ararım.
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 87 Cevapları
Soru : Âşık Veysel’in “Orman yurdun temelidir / Nesillerin evvelidir / Her sanatın ilkeli’dir / Ormandaki varlığa bak” dörtlüğünden ve bu temada edindiğiniz bilgilerden yararlanarak doğa sevgisi konulu bir bilgilendirici metin yazınız.
Cevap :
Doğa Sevgisi: Ormanların Önemi
Âşık Veysel’in “Orman yurdun temelidir” dizeleri, doğanın yaşamımızdaki vazgeçilmez yerini vurguluyor. Ormanlar, yalnızca bizim değil, nesiller boyu tüm canlıların yaşam kaynağıdır. Her sanatın, her becerinin kökeni doğaya dayanır. İnsanlar, doğadan ilham alarak yaşamlarını sürdürüyor, geliştirdikleri ürün ve teknolojilerle dünyaya katkıda bulunuyorlar.
Ormanlar, bize oksijen sağlayan, su kaynaklarımızı besleyen ve birçok canlıya ev sahipliği yapan ekosistemlerdir. Bu yüzden doğaya duyduğumuz sevgi ve saygı, aslında kendi varlığımıza olan saygıdır. Ormanları korumak, sürdürülebilir bir gelecek için en önemli adımlardan biridir. Doğaya verdiğimiz her zarar, uzun vadede bize olumsuz olarak döner. Doğaya sevgiyle yaklaşmak, onu korumak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak hepimizin sorumluluğudur.
Unutmamalıyız ki, doğayı korudukça hem kendimizi hem de tüm canlıları korumuş oluruz.
“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 82-83-84-85-86-87 Hecce Yayıncılık” konusunun ders kitabı cevapları videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
Ortaokul 8. Sınıf Türkçe KitabıTürk Plastik Sanatları Metni Etkinlik CevaplarıSayfa 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97
8. Sınıf Türkçe Kitabı Türk Plastik Sanatları Metni Etkinlik Cevapları
8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97‘de yer alan Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı Türk Plastik Sanatları Metni etkinlikleri, öğrencilerin sanat alanındaki bilgilerini derinleştirmeye yöneliktir. Bu metin, Türk plastik sanatlarının tarihi ve önemi üzerine odaklanırken, 8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Kitabı içindeki etkinlikler, öğrencilerin araştırma yaparak sunum hazırlamalarını ve sanat eserlerini analiz etmelerini teşvik eder.
“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 90-94-95-96-97 Hecce Yayıncılık”
Ayrıca, sayfa 92-97’deki etkinlikler, öğrencilere yaratıcı düşünme fırsatları sunar. Forum MEB 8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları çerçevesinde, sayfa 94-95’teki karşılaştırmalar, sanat biçimlerini anlamalarına yardımcı olurken, sayfa 96-97’deki yazma etkinlikleri hayal güçlerini kullanmalarını sağlar. Böylece, 8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 90-94-95-96-97 Hecce Yayıncılık kapsamındaki etkinlikler, öğrencilerin sanata olan ilgilerini artırmakta ve yaratıcılıklarını geliştirmektedir.
8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 90-94-95-96-97
Soru : Türk sanatları denilince aklınıza hangi sanat türleri geliyor? Bunlarla ilgili
bilgilerinizi sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.
Cevap :
Türk sanatları denilince aklıma gelen sanat türleri arasında hat sanatı, ebru sanatı, çini sanatı, tezhip, minyatür, kilim ve halı dokuma gibi geleneksel el sanatları bulunuyor.
Hat sanatı, Arap harfleriyle estetik yazı yazma sanatıdır. Özellikle Osmanlı döneminde çok gelişmiştir.
Ebru sanatı, suyun üzerinde özel boyalarla yapılan desenlerin kağıda aktarılmasıyla oluşur ve çok zarif bir görüntü sunar.
Çini sanatı, genellikle mimari yapıların süslemesinde kullanılan seramik işleme sanatıdır. İznik çinileri bu alanda çok ünlüdür.
Tezhip, el yazması kitapların kenarlarını altın ve diğer renkli boyalarla süsleme sanatıdır.
Minyatür, tarihî olayların ve günlük hayatın küçük, ayrıntılı resimlerle tasvir edilmesidir.
Kilim ve halı dokuma ise Türk kültürünün önemli bir parçası olan dokuma sanatlarıdır. Geleneksel motiflerle işlenen bu ürünler, hem sanatsal hem de işlevsel özellikler taşır.
Bu sanatlar, Türk kültürünün derinliğini ve estetik anlayışını yansıtır.
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 94 Cevapları
1. ETKİNLİK
Soru : Okuduğunuz metindeki kullanımlarından hareketle aşağıdaki kelimeleri, anlamları ile eşleştiriniz.
Cevap :
musiki → e. Müzik
ehlîleştirme → ç. Evcilleştirme
hâlis → g. Saf
heybe → a. At, eşek vb. binek hayvanlarının eyeri üzerine geçirilen veya omuzda taşınan, içine öteberi koymaya yarayan, kilim veya halıdan yapılmış iki gözlü torba
figür → f. Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi
mabet → h. İçinde ibadet edilen yapı; tapınak, ibadethane
vakıf → b. Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk
tecessüs → c. Kendini ilgilendirmeyen şeyleri belli etmeden öğrenmeye çalışma
1. ETKİNLİK
Soru : Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1. Hayvan figürlü eserler hangi adla anılmaktadır?
Cevap : Hayvan figürlü eserler “hayvan üslubu” olarak anılmaktadır.
2. Türkler yerleşik hayata geçtiklerinde sanat anlayışlarında ne gibi bir değişiklik olmuştur?
Cevap : Türkler yerleşik hayata geçtiklerinde sanat anlayışlarında değişiklik olmuş, mimari eserlerde geometrik şekiller ve bitki motifleri daha çok kullanılmaya başlanmıştır.
3. Yazar neden tarihî eserleri korumanın vatanı korumak kadar önemli olduğunu söylemektedir?
Cevap : Yazar, tarihî eserlerin milletin geçmişini ve kültürel mirasını yansıttığını düşündüğü için onları korumanın vatanı korumak kadar önemli olduğunu söylemektedir.
4. Okuduğunuz metinden Türk plastik sanatları ile ilgili neler öğrendiniz? Açıklayınız.
Cevap : Türk plastik sanatlarında hayvan figürleri, geometrik şekiller ve bitki motiflerinin öne çıktığını, Türklerin yerleşik hayata geçişiyle sanat anlayışlarının değiştiğini ve mimari eserlerde daha fazla geometrik ve bitkisel süslemeler kullanıldığını öğrendim.
5. Millî Eğitim Temel Kanunu’nun, Türk kültür eserlerinin mana ve değerinin Türk milletinin bütün fertlerine öğretilmesini istemesinin nedeni ne olabilir? Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
Cevap : Millî Eğitim Temel Kanunu’nun bu isteğinin nedeni, kültürel mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılması ve milletin tarihine ve kültürüne sahip çıkmasının sağlanması olabilir.
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 95 Cevapları
3. ETKİNLİK
Soru : Okuduğunuz metnin konusunu ve ana fikrini aşağıya yazınız.
Cevap :
Metnin Konusu: Türk plastik sanatlarının gelişimi ve tarihî eserlerin önemi.
Metnin Ana Fikri: Tarihî ve kültürel eserlerin korunması, bir milletin geçmişine sahip çıkmak ve geleceğe değerli bir miras bırakmak için çok önemlidir.
4. ETKİNLİK
Soru : Cümlelerin altını çizmek, kelimeleri koyu veya italik yazmak, renklendirmek, farklı punto ya da font kullanmak metindeki önemli bölümleri vurgulamak için başvurulan yöntemlerdir. Okuduğunuz metinde bazı cümleler koyu, bazıları ise altı çizili şekilde yazılmıştır.
Sizce bu bölümler dışında metindeki hangi bölümler koyu ya da altı çizili şekilde yazılmalıydı? Metnin üzerinde işaretleyerek gösteriniz.
Cevap :
İstanbul’da fetihten sonra Türklerin vücuda getirdikleri eski eserleri gören yerli, yabancı herkes, onlara hayran olmaktan kendini alamaz.
Türkler yerleşik medeniyete geçince, bu medeniyetin temeli olan katı maddeyi, taşı, tahtayı, camı, çiniyi daha büyük bir zevkle işlemişlerdir.
5. ETKİNLİK
Soru : Aşağıdaki cümleleri ögelerine ayırınız.
Cevap :
Bu eserlerden pek büyük bir kısmı yanmış, yıkılmış, kaybolmuş, yabancıya gitmiştir.
Özne: Bu eserlerden pek büyük bir kısmı
Yüklem: yanmış, yıkılmış, kaybolmuş, gitmiştir
Belirtili Nesne: yabancıya
Her okulun Türk sanat eserlerinin resimlerini, planlarını, maketlerini gösteren müzeleri olmalıdır.
Özne: Her okulun Türk sanat eserlerinin resimlerini, planlarını, maketlerini gösteren müzeleri
Yüklem: olmalıdır
Bu eserlerden hareket edilerek yeni yeni eserler vücuda getirilebilir.
Özne: Yeni yeni eserler
Yüklem: vücuda getirilebilir
Belirtili Nesne: bu eserlerden hareket edilerek
Avrupalılar bizim eserlerimizdeki motifleri kullanarak modalar icat etmişlerdir.
Özne: Avrupalılar
Yüklem: icat etmişlerdir
Belirtili Nesne: modalar
Belirtili Nesne: motifleri
Zarf Tümleci: kullanarak
Plastik sanat eserlerini incelemenin en pratik yolu onların benzerini yapmaktır.
Özne: Plastik sanat eserlerini incelemenin en pratik yolu
Yüklem: yapmaktır
Belirtili Nesne: onların benzerini
En güzel sanat eseri modellerinin çoğaltılması da bir kültür çalışmasıdır.
Özne: En güzel sanat eseri modellerinin çoğaltılması
Yüklem: bir kültür çalışmasıdır
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 96 Cevapları
Bu akşam şehre dönüyormuş. : (Burada nesne bulunmamaktadır.)
Soru : Cümledeki nesnelerin cümlenin anlamını nasıl etkilediğini aşağıya yazınız.
Cevap :
Cümledeki nesneler, cümlenin anlamını derinleştirir ve cümleye özgüllük katar.
Malını vurgulayarak, zenginlik ve züğürtlük arasındaki tezatı belirginleştirir.
Cezasını kullanarak, akılsızlıkla ilişkili bir sonuç ortaya koyar, ceza kavramını somutlaştırır.
Doğru söyleyeni kullanmak, gerçeğin toplumdaki karşılığını ve toplum normlarına meydan okuyan bir durumu ifade eder.
Hesap cümlede bir belirsizliği ifade ederek, genel bir durumu temsil eder.
Yalnızlığıma ifadesi, kişinin duygusal durumunu ifade ederek, yalnızlığın ağırlığını vurgular.
Etkinliği kelimesi, belirli bir görevi veya sorumluluğu ortaya koyarak, cümlenin aciliyetini artırır.
7. ETKİNLİK
a) Geziye gitti.
b) Geziye gidildi.
Soru : Yukarıdaki cümlelerde bulunan fiillerin altlarını çiziniz. Fiiller arasındaki farkı söyleyiniz. Hangi cümlede işi yapan bellidir? Söyleyiniz.
Cevap :
a) Geziye gitti. cümlesinde, altı çizili fiil gitti’dir. Bu cümlede işi yapan bellidir. “O (gitti)” ifadesi gizli özne olarak düşünülür. Yani, bu cümlede hareketi gerçekleştiren kişi açık ya da gizli olarak bilinir.
b) Geziye gidildi. cümlesinde altı çizili fiil gidildi’dir. Bu cümlede işi yapan belli değildir; edilgen bir yapı vardır. Yani, fiilin kim tarafından yapıldığı belirtilmemiştir.
Soru : Aşağıdaki fiilleri cümle içinde kullanınız.
Cevap :
yaz-: Her sabah günlüğüme bir şeyler yazarım.
sev-: O kitabı çok seviyor.
oku-: Bu hafta sonu yeni bir roman okuyacağım.
bil-: Bu konuyu çok iyi bilir.
bak-: Camdan dışarıya uzun uzun baktı.
başla-: Ders çalışmaya yarın erkenden başlayacağım.
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 97 Cevapları
Soru : Aşağıdaki fiillerin kök ya da gövdelerine -(i)l veya -(i)n eklerinden birini ekleyerek cümle içinde kullanınız.
Cevap :
yaz-: Bu metin henüz yazılmadı.
sev-: O şarkı herkes tarafından çok sevildi.
oku-: Kitap kısa sürede okundu.
bil-: Bu konu herkes tarafından bilinir.
bak-: Çanta masanın üstüne dikkatlice bakıldı.
başla-: Projeye dün başlanıldı.
Soru : Fiiller ek aldıktan sonra cümlelerde anlam bakımından nasıl bir farklılık oluşmuştur? Aşağıya yazınız.
Cevap :
Fiiller, -il ve -in eklerini aldıklarında edilgen bir anlam kazanır. Yani, cümlede işin kimin tarafından yapıldığı belirtilmez, işin kendisi önem kazanır. Örneğin:
“yaz-“ fiili, “yazılmak” haline geldiğinde, yazma işini kimin yaptığı belirtilmez, sadece yazma eyleminin gerçekleştiği ifade edilir.
“sev-“ fiili, “sevilmek” haline geldiğinde, işin öznesi pasif duruma geçer ve sevme eyleminin başkası tarafından yapıldığı belirtilir.
Bu ekler, fiillerin anlamını edilgen hale getirir ve işi yapanın önemli olmadığı bir vurgu oluşturur.
8. ETKİNLİK
Soru : Sınıfınızda “tarihî eserlerimizi korumak” konulu bir konuşma yapınız.
Konuşmanızda yaratıcı konuşma stratejisini uygulayınız. Bu stratejiyi uygulayabilmek için bir önceki arkadaşınızın anlattıklarını dikkatlice dinleyiniz. Arkadaşlarınızın söylediklerinden hareketle konuşarak konuya farklı bir bakış açısı geliştirerek konuşmanızı tamamlayınız. Konuşmalarınızda yabancı dillerden alınmış, dilimize henüz yerleşmemiş kelimelerin Türkçelerini kullanmaya özen gösteriniz.
Cevap :
Değerli arkadaşlar, bugün tarihî eserlerimizi korumanın öneminden bahsedeceğim. Hepimizin bildiği gibi, tarihî eserler geçmişin izlerini taşır ve bizlere kültürümüzün, tarihimizin mirasını sunar. Ancak bu eserlerin korunması yalnızca estetik bir zorunluluk değil, aynı zamanda kimliğimizin ve geleceğimizin korunması anlamına gelir. Bir önceki konuşmada arkadaşım, tarihî eserlerin korunmasının vatanseverlik olduğunu vurguladı. Ben de bunu farklı bir açıdan ele almak istiyorum.
Düşünün, gelecekte bizden sonra gelen nesiller, tarihî eserlerimiz sayesinde geçmişimizi öğrenebilecekler. Ancak bu eserler tahrip olur ya da yok olursa, geçmişimizi nasıl anlatacağız? Eserler sadece taş ve duvar değil, onların ardında yatan hikâyeler bizim kültürel zenginliğimizdir. Yani biz, bu eserleri koruyarak hem geçmişi geleceğe taşıyor hem de kimliğimizi kaybetmeden varlığımızı sürdürüyoruz.
Tarihî eserleri korumak için ne yapmalıyız? İlk olarak, bilinçli olmalı ve çevremize bu bilinci aşılamalıyız. Tarihî mekanlarda dikkatli davranmalı, zarar vermemeliyiz. Ayrıca, devletin ve özel kuruluşların da bu konuda daha fazla sorumluluk üstlenmesini sağlamalıyız. Bizim görevimiz sadece korumak değil, aynı zamanda bu mirası gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarmaktır.
9. ETKİNLİK
Soru : Okuduğunuz metindeki yazarın “Vatan çıplak topraktan ibaret değildir. Bir milletin asıl vatanı yarattığı kültür eserleridir.” sözünden hareketle defterinize “kelime ve kavram havuzundan seçerek yazma” yöntemini kullanarak hikâye edici veya bilgilendirici bir metin yazınız.
Bu amaçla konuyla ilgili aklınıza gelen kelime ve kelime gruplarını kâğıtlara yazınız. Arkadaşlarınızın yazdığı kâğıtlarla kendi kâğıtlarınızı bir masada toplayarak kavram havuzu oluşturunuz. Metninizi oluşturduğunuz kavram havuzundan yararlanarak yazınız. Metninizi gözden geçirirken varsa metninizdeki yazım, noktalama hatalarını ve anlatım bozukluklarını düzeltiniz. Yazdığınız metni sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz.
Cevap :
Vatan çıplak topraktan ibaret değildir. Bir milletin asıl vatanı yarattığı kültür eserleridir. Bu cümle bana büyük bir sorumluluk duygusu veriyor. Düşünsenize, bir milletin gerçek mirası sadece toprak değil, yüzyıllar boyunca yaratılmış kültürel ve sanatsal eserlerdir. Bu eserler, bizden önce yaşayan insanların hayallerini, inançlarını ve yaşam biçimlerini yansıtır.
Bugün, şehirlerimizin çeşitli yerlerinde tarihî yapılar, köprüler ve camiler görüyoruz. Ancak bu eserlerin ne kadar önemli olduğunu gerçekten biliyor muyuz? Geçmişte atalarımızın elleriyle işlediği, günümüze kadar gelen bu eserler sadece fiziksel varlıklar değil; aynı zamanda kültürümüzün en değerli parçalarıdır. Bu nedenle onları korumak, geleceğe bir iz bırakmak anlamına gelir. Eğer bu eserleri kaybedersek, kültürel hafızamızın bir parçasını da kaybederiz.
Bu kelimelerden yola çıkarak, tarihî eserlerin korunmasının yalnızca bir görev değil, bir mirasın korunması olduğunu anlatan bir metin yazılabilir. Bu eserleri koruyarak aslında kendimizi ve milletimizin geleceğini koruduğumuzu unutmamalıyız.
“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 90-94-95-96-97 Hecce Yayıncılık” konusunun ders kitabı cevapları videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
Ortaokul 8. Sınıf Türkçe KitabıAtasözleri Üzerine Dinleme Metni Etkinlik CevaplarıSayfa 113,114, 115, 116
8. Sınıf Türkçe Kitabı Atasözleri Üzerine Dinleme Metni Etkinlik Cevapları
“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 113, 114, 115, 116 Cevapları” için “Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı Atasözleri Üzerine Dinleme Metni Etkinlik Cevapları” büyük önem taşımaktadır. Bu bölümde, atasözlerinin anlamları ve günlük yaşamdaki yerleri üzerinde durulmuştur. Özellikle Forum MEB 8. Sınıf Türkçe Hecce Yayınları Kitabı Cevapları içinde atasözlerinin toplum üzerindeki etkileri vurgulanarak, öğrencilere dil ve kültür bilinci kazandırılmaya çalışılmıştır.
“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 113-114-115-116 Hecce Yayıncılık”
“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 113-114-115-116 Hecce Yayıncılık” başlıkları altında yer alan etkinliklerde, dinleme becerilerinin geliştirilmesi hedeflenmiş, ayrıca öğrencilerin dilin zenginliğini fark etmeleri için metin inceleme çalışmaları yapılmıştır. Bu sayfalardaki sorular, atasözlerinin hayatımıza kattığı derin anlamları tartışmaya açmakta ve öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır.
8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 113-114-115-116
Soru : “El el ile, değirmen yel ile” atasözünden ne anlıyorsunuz? Anlatınız.
Cevap:
“El el ile, değirmen yel ile” atasözü, iş birliği ve dayanışmanın önemini vurgular. “El el ile” ifadesi, insanların birbirlerine yardım ederek daha başarılı olabileceklerini, “değirmen yel ile” kısmı ise bazı şeylerin belirli koşullar ve destek olmadan yapılamayacağını anlatır. Yani insanlar bir arada, yardımlaşarak daha büyük işler başarabilirler.
Soru : Metni, not alarak dinleme yöntemiyle dinleyerek metin içerisinde geçen atasözlerini 5. Etkinlik’e yazınız. Dinleme çalışmasının sonunda 5. Etkinlik’e not ettiğiniz atasözlerini arkadaşlarınızın not ettikleriyle karşılaştınırız.
Cevap : Bu etkinliği arkadaşlarınızla birlikte yapmanız gerekmektedir.
1. ETKİNLİK
Soru : Dinlediğiniz metindeki anlamını bilmediğiniz kelime ya da kelime gruplarını aşağıya yazınız. Metindeki anlamını bilmediğiniz kelime ya da kelime gruplarının anlamını metnin bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz. Anlamını öğrendiğiniz yeni kelime/kelime gruplarını sözlüğünüze yazınız. Öğrendiğiniz kelimeleri birer cümlede kullanınız.
Cevap :
Kelime/Kelime Grubu: Tümce Cümlem: Bu tümceyi doğru yorumladığını düşünüyor musun?
Kelime/Kelime Grubu: İmbik Cümlem: İmbikten damıtılan esanslar saf ve doğal olur.
Kelime/Kelime Grubu: Kanı Cümlem: Kanımca bu film, izleyiciyi derin düşüncelere sevk ediyor.
Kelime/Kelime Grubu: Duyuş Cümlem: Onun duyuş yeteneği diğer insanlara göre çok daha gelişmiş.
Kelime/Kelime Grubu: Yargı Cümlem: Durumu tam olarak anlamadan yargıya varma lütfen.
Kelime/Kelime Grubu: Özgün Cümlem: Yaptığı çalışmalar her zaman özgün ve ilgi çekicidir.
Kelime/Kelime Grubu: Töre Cümlem: Töreler, toplumun geçmişten gelen değerlerini yansıtır.
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 114 Cevapları
2. ETKİNLİK
Soru : Aşağıdaki soruları dinlediğiniz metne göre cevaplayınız.
1. Atasözünün sözlük anlamı nedir?
Cevap:
Atalarımızın uzun yıllar boyunca edindikleri tecrübeler ve gözlemler sonucunda oluşturdukları, öğüt verici ve bilgece sözlerdir. Kısa, özlü, kalıplaşmış ve toplum tarafından kabul görmüş bir yapıya sahiptirler.
2. Deyimlerle atasözlerinin ortak özelliği nedir?
Cevap:
Hem deyimler hem de atasözleri belirli bir kalıba oturmuş ve değiştirilemez ifadelerdir.
3. Atasözlerinin söz dizimi neden değiştirilemez?
Cevap:
Atasözlerinin sözdizimi değiştirilirse, anlamı ve özgün yapısı bozulur, bu da atasözünün etkisini yitirir.
4. Atasözleri nasıl ortaya çıkmış?
Cevap:
İlk başta bir kişi tarafından söylenmiş, insanlar tarafından benimsenmiş ve kullanıldıkça kalıplaşmıştır. Kullanım sırasında ufak değişikliklere uğrayarak bugünkü halini almıştır.
5. Metinde bu zamana kadar duymadığınız atasözleri var mı? Açıklayınız.
Cevap:
“Acıklı başta akıl olmaz.” atasözünü ilk kez duyuyorum.
3. ETKİNLİK
Soru : Dinlediğiniz metnin konusunu ve ana fikrini aşağıya yazınız.
Cevap:
Metnin Konusu: Atasözlerinin kökeni, anlamları ve yapısal özellikleri.
Metnin Ana Fikri: Atasözlerinin anlam taşıyan, önemli sözler olması ve korunması gereken bir dil zenginliği olduğudur.
4. ETKİNLİK
Soru : Dinlediğiniz metinle ilgili aşağıdaki formda verilen ölçütlerden doğru olanlar için
“Evet”, yanlış olanlar için “Hayır” yazan kutuyu işaretleyiniz. Formu doldurduktan sonra
dinlediğiniz metinle ilgili görüşlerinizi yazınız.
Cevap:
(Hayır) Yazar, metne kişisel düşüncelerini katmıştır. (Evet)Dinlediğim metin, bilgilendirici türde bir metindir. (Evet)Yazar; yer, zaman ve şahıs öğelerine yer vermemiştir. (Evet)Neden-sonuç, amaç-sonuç ve benzetme cümlelerine yer vermiştir. (Evet)Sade ve anlaşılır cümlelere yer vermiştir.
Metinle İlgili Görüşlerim
Cevap: Ali Püsküllüoğlu tarafından kaleme alınan bu metin, atasözleri ve deyimlerin anlamlarını açıklayan ve örneklerle destekleyen bir çalışmadır. Dil açısından sade ve anlaşılır bir üslup kullanıldığı için, okuyucuların konuyu kolaylıkla kavramasına yardımcı olmaktadır.
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 115 Cevapları
5. ETKİNLİK
Soru : Metni dinlerken not ettiğiniz atasözlerinin anlamını TDK Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’den bularak aşağıya yazınız.
Cevap:
Atasözü: Acıklı başta, akıl olmaz. Anlamı: Büyük sorunlar yaşayan kişiler, mantıklı düşünme yetisini kaybedebilir ve normalde yapmayacakları hatalı davranışlarda bulunabilirler.
Atasözü: Acından kimse ölmemiş. Anlamı: İnsan ne kadar zor durumda olursa olsun, bir şekilde yaşamını sürdürecek bir çözüm bulur; aç kalacak kadar çaresiz olmaz.
Atasözü: Bir ağaçta gül de biter, diken de. Anlamı: Aynı aile ya da topluluk içinde hem iyi hem de kötü karakterde insanlar bulunabilir.
Atasözü: Fazla mal göz çıkarmaz. Anlamı: Elinde fazla mal bulundurmak, her zaman faydalıdır çünkü beklenmedik bir zamanda bu malların bir şekilde kullanımı olur.
Atasözü: Bakmakla usta olunsa kediler kasap olurdu. Anlamı: Sadece gözlem yapmak yetmez, bir işi öğrenmek için deneyim kazanmak, o işi fiilen yapmak gerekir.
Atasözü: Bir ağızdan çıkan bin ağza yayılır. Anlamı: Gizli tutulması istenen bir şey bir kez söylenirse, hızla yayılır ve herkes tarafından duyulabilir.
Atasözü: Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır. Anlamı: Bir babanın işlediği yanlış veya hataların olumsuz sonuçlarını genellikle çocukları yaşar.
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 116 Cevapları
6. ETKİNLİK
Soru : Aşağıdaki cümleleri inceleyiniz. Cümlelerin yüklemi sondaysa cümlenin yanına “kurallı cümle”, başta ya da ortadaysa “devrik cümle” yazınız. Yüklemi olmayana ise “eksiltili cümle” yazınız.
Cevap:
Birkaç sözcükle kurulu olanlar olduğu gibi uzun bir cümle biçiminde olanlar da vardır. (kurallı cümle)
Acından ölmemiş kimse. (eksiltili cümle)
Görüldüğü üzere bu durumlarda genellikle eş anlamlılar ya da yakın anlamlılar kullanılmaktadır. (kurallı cümle)
Gün eksilmesin penceremden. (eksiltili cümle)
Ayrıca kimi atasözümüzün bölgelere göre değişik biçimler aldığı da olur. (kurallı cümle)
Üstünde yıllanmış bir ceket, altında ise yamalı bir pantalon (eksiltili cümle)
Soru : Yukarıda yaptığınız çalışmadan yararlanarak kurallı, devrik ve eksiltili cümleler arasındaki farkları söyleyiniz.
Cevap:
Kurallı cümleler, özne, yüklem, tümleç gibi cümle öğelerinin dilbilgisel kurallara uygun şekilde sıralandığı cümlelerdir. Yüklem cümlenin sonunda yer alır. Örneğin, “Birkaç sözcükle kurulu olanlar olduğu gibi uzun bir cümle biçiminde olanlar da vardır.”
Devrik cümleler, yüklemin cümlenin sonunda olmadığı, cümle öğelerinin alışılmış sıranın dışında kullanıldığı cümlelerdir. Yüklem genellikle başta ya da ortada yer alır.
Eksiltili cümleler, yüklemi eksik olan, tamamlanmamış cümlelerdir. Cümlenin anlamı verilmiştir, ancak yüklem söylenmemiştir. Örneğin, “Acından ölmemiş kimse.”
7. ETKİNLİK
Soru : Sınıfınızda “Keskin sirke küpüne zarar.” atasözünün anlamıyla ilgili bir konuşma yapınız.
Konuşmanızda ikna etme stratejisini uygulayınız. Fikirlerinizin arkadaşlarınız tarafından kabul edilmesini sağlamak için fikirlerinizi destekleyen kaynaklardan, güvenilir delillerden ve verilerden yararlanınız.
Cevap:
Sevgili arkadaşlar,
“Keskin sirke küpüne zarar.” atasözü, öfkenin ve aşırı tepkilerin en çok kişiye kendisine zarar verdiğini anlatır. Sürekli öfkeli olan bir insan, çevresine zarar verdiği kadar kendi ruhsal ve fiziksel sağlığını da tehlikeye atar. Bilimsel araştırmalar, öfkenin kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon gibi sorunlara yol açtığını gösteriyor. Ayrıca, aşırı tepkiler sosyal ilişkilerimizi de bozabilir.
Bu nedenle, öfke ile hareket etmek yerine sakin kalmak hem kendimize hem de çevremize daha fazla fayda sağlar. Atasözü bize sabırlı olmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.
8. ETKİNLİK
Soru : Yandaki karikatürü inceleyiniz. Çizerin bu karikatürde ne anlatmak istediğini “duyulardan hareketle yazma” yöntemini kullanarak defterinize yazınız. Yazdığınız metni zenginleştirmek amacıyla atasözü, deyim ve özdeyişler kullanınız.
Karikatürde, iki kişinin kafasından çıkan ve birbirine karmaşık şekilde yönelen oklar yer almaktadır.
“Dilin söylediği bir söz, yaydan fırlayan ok gibidir. Atılan ok geri dönmez.” atasözüyle birlikte ele alındığında, bu karikatür sözlerin ve düşüncelerin ne kadar güçlü ve kalıcı olabileceğine vurgu yapmaktadır.
Söylenen bir söz, fırlatılan bir ok gibi geri alınamaz ve söylediğimizde etkisi kalıcı bir şekilde devam eder.
“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 113-114-115-116 Hecce Yayıncılık” konusunun ders kitabı cevapları videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı Güldüren Gerçek: Nasrettin Hoca Serbest Okuma Metni Etkinlik CevaplarıSayfa 117, 118, 119, 120
8. Sınıf Türkçe Kitabı Güldüren Gerçek: Nasrettin Hoca Serbest Okuma Metni Etkinlik Cevapları
“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 117, 118, 119, 120 Cevapları”, özellikle “Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı Güldüren Gerçek: Nasrettin Hoca Serbest Okuma Metni Etkinlik Cevapları” ile ilgili etkinlikleri kapsamaktadır. Forum MEB 8. Sınıf Türkçe Hecce Yayınları Kitabı Cevapları, bu metin üzerinden yapılan analizler ve sorulara verilen detaylı yanıtlarla doludur.
“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 117-118-119-120 Hecce Yayıncılık”
“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 117-118-119-120 Hecce Yayıncılık” bölümünde, Nasrettin Hoca’nın mizahı ve hayat dersleri, öğrencilere hem eğlenceli hem de öğretici bir dille aktarılmaktadır. Bu etkinlikler, öğrencilerin metni daha iyi kavramalarına ve çıkarım yapma yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur.
8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 117-118-119-120
Türk esprisinin büyük zekâsı, tanınmış filozofumuz Nasrettin Hoca’yı yalnız Türk toplumu değil, doğudan batıya her millet sever. Herkes bu büyük Türk’ün her devirde güncelliğini koruyan güzel fıkralarına hayrandır.
Çoğumuz onun nerede doğduğunu, nerede, hangi şartlar içinde yaşadığını, ne yaptığını düşünmeyiz bile… Üçümüz-beşimiz bir araya gelerek neşeli bir söz alışverişine girdik mi çoğu zaman Nasrettin Hoca da aramızda olur. Ondan bir fıkra, bir hikâye anlatır; ya onu yerer ya da zekâ çarkından dökülen esprilerle sohbetimizi süsleriz. Biliriz ki Nasrettin Hoca toplum yaralarına neşter atan, fıkra büyüteci altında kusurlarımızı yüze çıkaran yaman adamdır. Gerçekleri çekinmeden söyleyen, doğru yolu eğri yoldan gösteren tok sözlü kişidir. Nasrettin Hoca, bu yüzden yalnız bir ad, bir fıkra, bir espri olarak önem kazandığı için çoğumuz yaşadığı çağı, hayatını sormayız bile… Ama o da bir insandır, onun da bir hayat hikâyesi vardır.
Bakınız şöyle:
Tarihî kaynakların verdiği bilgilere göre Nasrettin Hoca, Anadolu Selçuklu Devri’nde, 1206 yılında, bugün Eskişehir’e bağlı Sivrihisar ilçesinin Hortu köyünde doğmuştur. İlk öğrenimini Hortu’da bir süre babası Abdullah Hoca’nın medresesinde yapmış, çocukluk yıllarını Hortu’da geçirmiştir. Söylentiler ve onun gerçek fıkralarından çıkarılan sonuçlara göre Hortu’da çıkan kıtlık yüzünden ailesi ile birlikte Sivrihisar’a yerleşmiş, öğrenimini burada sürdürmüştür.
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 118 Cevapları
Sivrihisar, o zamanlar Selçuklu Devri’nin küçük fakat şirin bir kasabasıdır. Küçük Nasrettin, minareyi ilk kez burada görmüş, arkadaşlarıyla hamama gitmiş, bahçelerde çağla yolmuştur (…) Nasrettin Hoca, bir zaman sonra öğrenimini ilerletmek amacıyla başşehir Konya’ya yolcu olmuştur.
Nasrettin Hoca, Konya’da bir medreseye yerleşmiş ve öğrenimine başlamıştır. (…) Nasrettin Hoca’nın Konya’da medrese öğrenimini tamamladıktan sonra bir ara gölge kadılığı yaptığını görüyoruz. Gölge kadıları, tecrübeli hâkimlerin yanında çalışan ve bazı küçük davalara bakan kadı adaylarıdır. Odun kıran bir adamın karşısında “Hınk!” diyen birinin oduncudan hak istemesi, veremeyince mahkemeye başvurması, Nasrettin’in bu davayı görürken bir kese parayı şıngırtadarak “Hadi, sen de paraların sesini al!” diye hüküm vermesi, onun kadılık günlerindeki hatıralarından biridir. Bir süre sonra kadılıktan ayrılan üstadı büyük bilgin Seyit Mahmut Hayrani’nin Akşehir’e yerleşmesiyle Konya’yı terk eden ve Akşehir’e göçen Nasrettin Hoca, artık kişiliğini bulmaya ve usta bir sosyolog gözüyle olaylara neşter vurmaya başlar.
Nasrettin Hoca’yı bundan sonra Akşehir’de gösterişsiz yaşayışı içinde, dert çeken, uman, isteyen, efkârlanan, sonunda efkârını bir nüktede boğan bir halk adamı olarak görüyoruz. Bir ziyafete yeni kürkü ile gitmiş, gördüğü itibar üzerine “Ye kürküm ye!” deyişinde insanı yalnızca dış görünüşü ile değerlendiren toplumun, doğuran kazan hikâyesinde aç gözlülüğün Akşehir Gölü’ne yoğurt çalarken “Göl yoğurt tutar mı?” diyenlere karşı “Ya bir tutarsa?”
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 119 Cevapları
cevabındaki gerçek yönleri… Bir gün kürsüye çıkıp da “Ey ahali! Ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?” diye sorduğunda çevresindekilerden bazılarının “Biliyoruz.” bazılarının da “Bilmiyoruz.” cevabı vermeleri üzerine “O hâlde bilenler bilmeyenlere öğretsin!..” diyerek kürsüden inmesi, az ders mi insanoğluna?.. Eğitimin temel yapısı, bilenin bilmeyene öğretmesi demek değil midir?
Akşehir’deyken Moğol şehzadesi Keygatu ile aralarında geçen, sonraları yanlışlıkla Timur’a mal edilen olaylar, pek iyi bilinen fil hikâyeleri, Akşehir’de medrese hocalığı yaptığı günlerde tanınmış mollası İmad ve yanından hiç ayırmadığı sevgili eşeği Bozoğlan, Nasrettin Hoca’nın yaşayışında önemini her zaman korumuştur. Eşeğinden düştüğü zaman gülenlere “Ne gülüyorsunuz yahu, düşmeseydim zaten inecektim!” deyişi, yitirdiği eşeğini türkü söyleye söyleye ararken bunun sebebini soranlara “Bir umudum şu dağın ardında, orada da bulamazsam o zaman seyredin bendeki ağıdı.” cevabını vermesi, onun renkli ve çok yönlü hayatının anekdotları arasında yer alır.
Nasrettin Hoca, Akşehir’de evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştır. Onun iki kızından Fatma Hatun’la Dürrü Melek’in mezar taşları son yıllarda bulunmuş ve Akşehir Müzesi’ne kaldırılmıştır.
(…)
8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 120 Cevapları
Nasrettin Hoca, yaşının seksene yaklaştığı bir sırada 1284 yılında Akşehir’de ölmüş, mezarı üzerine altı sütuna oturan kubbeli bir türbe yaptırılmıştır. Kubbe’nin altında Nasrettin Hoca’ya ait mermer bir sanduka görülür. Bu sandukanın baş tarafındaki kitabede Hoca’nın ölüm tarihi olan 683 hicri yılı tuhaflık olsun diye ters yazılmıştır. Burada, her yönü açık olan türbeyi kilitleyen Selçuklu devri kilidi bir sembol olarak yer alır.
Nasrettin Hoca’nın ölümü, onun yeniden doğumu olmuştur. Onun toplumun temeline oturan sağlam fikir yapısı, her geçen yılla geçerli olmuş; yüzyıllar onu daha dinç, daha diri yapmış, şöhreti Türkiye sınırlarını da aşarak dünyayı sarmıştır. Nasrettin Hoca bugün tüm insanlığın malıdır.
Akşehirliler çok sevdikleri Nasrettin Hocaları için her yıl temmuz ayında festivaller düzenler. Bu festivaller de bir türlü huzura kavuşamayan dünyamıza iyilik ve mutluluk mesajları yayınlanır Nasrettin Hoca’nın ağzından. Bu arada Akşehir Gölü’ne yoğurt çalmayı da unutmazlar.
Türk büyükleri zincirinin ölümsüz halkası aydın insan Nasrettin Hoca’ya selam olsun.
Mehmet ÖNDER
Anadolu’yu Aydınlatanlar
(Kısaltılmıştır.)
“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 117-118-119-120 Hecce Yayıncılık” konusunun ders kitabı cevapları videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.