8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 113-114-115-116 Hecce Yayıncılık

Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı Atasözleri Üzerine Dinleme Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 113,114, 115, 116


8. Sınıf Türkçe Kitabı Atasözleri Üzerine Dinleme Metni Etkinlik Cevapları


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 113, 114, 115, 116 Cevapları” için “Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı Atasözleri Üzerine Dinleme Metni Etkinlik Cevapları” büyük önem taşımaktadır. Bu bölümde, atasözlerinin anlamları ve günlük yaşamdaki yerleri üzerinde durulmuştur. Özellikle Forum MEB 8. Sınıf Türkçe Hecce Yayınları Kitabı Cevapları içinde atasözlerinin toplum üzerindeki etkileri vurgulanarak, öğrencilere dil ve kültür bilinci kazandırılmaya çalışılmıştır.


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 113-114-115-116 Hecce Yayıncılık”

“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 113-114-115-116 Hecce Yayıncılık” başlıkları altında yer alan etkinliklerde, dinleme becerilerinin geliştirilmesi hedeflenmiş, ayrıca öğrencilerin dilin zenginliğini fark etmeleri için metin inceleme çalışmaları yapılmıştır. Bu sayfalardaki sorular, atasözlerinin hayatımıza kattığı derin anlamları tartışmaya açmakta ve öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır.


8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 113-114-115-116


Soru : “El el ile, değirmen yel ile” atasözünden ne anlıyorsunuz? Anlatınız.


Cevap :

“El el ile, değirmen yel ile” atasözü, iş birliği ve dayanışmanın önemini vurgular. “El el ile” ifadesi, insanların birbirlerine yardım ederek daha başarılı olabileceklerini, “değirmen yel ile” kısmı ise bazı şeylerin belirli koşullar ve destek olmadan yapılamayacağını anlatır. Yani insanlar bir arada, yardımlaşarak daha büyük işler başarabilirler.


Soru : Metni, not alarak dinleme yöntemiyle dinleyerek metin içerisinde geçen atasözlerini 5. Etkinlik’e yazınız. Dinleme çalışmasının sonunda 5. Etkinlik’e not ettiğiniz atasözlerini arkadaşlarınızın not ettikleriyle karşılaştınırız.


Cevap : Bu etkinliği arkadaşlarınızla birlikte yapmanız gerekmektedir. 


1. ETKİNLİK


Soru : Dinlediğiniz metindeki anlamını bilmediğiniz kelime ya da kelime gruplarını aşağıya yazınız. Metindeki anlamını bilmediğiniz kelime ya da kelime gruplarının anlamını metnin bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz. Anlamını öğrendiğiniz yeni kelime/kelime gruplarını sözlüğünüze yazınız. Öğrendiğiniz kelimeleri birer cümlede kullanınız.


Cevap :

  • Kelime/Kelime Grubu: Tümce
    Cümlem: Bu tümceyi doğru yorumladığını düşünüyor musun?
  • Kelime/Kelime Grubu: İmbik
    Cümlem: İmbikten damıtılan esanslar saf ve doğal olur.
  • Kelime/Kelime Grubu: Kanı
    Cümlem: Kanımca bu film, izleyiciyi derin düşüncelere sevk ediyor.
  • Kelime/Kelime Grubu: Duyuş
    Cümlem: Onun duyuş yeteneği diğer insanlara göre çok daha gelişmiş.
  • Kelime/Kelime Grubu: Yargı
    Cümlem: Durumu tam olarak anlamadan yargıya varma lütfen.
  • Kelime/Kelime Grubu: Özgün
    Cümlem: Yaptığı çalışmalar her zaman özgün ve ilgi çekicidir.
  • Kelime/Kelime Grubu: Töre
    Cümlem: Töreler, toplumun geçmişten gelen değerlerini yansıtır.

8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 114 Cevapları


2. ETKİNLİK


Soru : Aşağıdaki soruları dinlediğiniz metne göre cevaplayınız.

1. Atasözünün sözlük anlamı nedir? 


Cevap :

Atalarımızın uzun yıllar boyunca edindikleri tecrübeler ve gözlemler sonucunda oluşturdukları, öğüt verici ve bilgece sözlerdir. Kısa, özlü, kalıplaşmış ve toplum tarafından kabul görmüş bir yapıya sahiptirler.


2. Deyimlerle atasözlerinin ortak özelliği nedir? 


Cevap :

Hem deyimler hem de atasözleri belirli bir kalıba oturmuş ve değiştirilemez ifadelerdir.


3. Atasözlerinin söz dizimi neden değiştirilemez? 


Cevap :

Atasözlerinin sözdizimi değiştirilirse, anlamı ve özgün yapısı bozulur, bu da atasözünün etkisini yitirir.


4. Atasözleri nasıl ortaya çıkmış? 


Cevap :

İlk başta bir kişi tarafından söylenmiş, insanlar tarafından benimsenmiş ve kullanıldıkça kalıplaşmıştır. Kullanım sırasında ufak değişikliklere uğrayarak bugünkü halini almıştır.


5. Metinde bu zamana kadar duymadığınız atasözleri var mı? Açıklayınız. 


Cevap :

“Acıklı başta akıl olmaz.” atasözünü ilk kez duyuyorum.


3. ETKİNLİK


Soru : Dinlediğiniz metnin konusunu ve ana fikrini aşağıya yazınız.


Cevap :

Metnin Konusu: Atasözlerinin kökeni, anlamları ve yapısal özellikleri.

Metnin Ana Fikri: Atasözlerinin anlam taşıyan, önemli sözler olması ve korunması gereken bir dil zenginliği olduğudur.


4. ETKİNLİK


Soru : Dinlediğiniz metinle ilgili aşağıdaki formda verilen ölçütlerden doğru olanlar için
“Evet”, yanlış olanlar için “Hayır” yazan kutuyu işaretleyiniz. Formu doldurduktan sonra
dinlediğiniz metinle ilgili görüşlerinizi yazınız.


Cevap :

(Hayır) Yazar, metne kişisel düşüncelerini katmıştır.
(Evet) Dinlediğim metin, bilgilendirici türde bir metindir.
(Evet)  Yazar; yer, zaman ve şahıs öğelerine yer vermemiştir.
(Evet)  Neden-sonuç, amaç-sonuç ve benzetme cümlelerine yer vermiştir.
(Evet)  Sade ve anlaşılır cümlelere yer vermiştir.

Metinle İlgili Görüşlerim

Cevap: Ali Püsküllüoğlu tarafından kaleme alınan bu metin, atasözleri ve deyimlerin anlamlarını açıklayan ve örneklerle destekleyen bir çalışmadır. Dil açısından sade ve anlaşılır bir üslup kullanıldığı için, okuyucuların konuyu kolaylıkla kavramasına yardımcı olmaktadır.


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 115 Cevapları


5. ETKİNLİK


Soru : Metni dinlerken not ettiğiniz atasözlerinin anlamını TDK Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’den bularak aşağıya yazınız.


Cevap :

  • Atasözü: Acıklı başta, akıl olmaz.
    Anlamı: Büyük sorunlar yaşayan kişiler, mantıklı düşünme yetisini kaybedebilir ve normalde yapmayacakları hatalı davranışlarda bulunabilirler.
  • Atasözü: Acından kimse ölmemiş.
    Anlamı: İnsan ne kadar zor durumda olursa olsun, bir şekilde yaşamını sürdürecek bir çözüm bulur; aç kalacak kadar çaresiz olmaz.
  • Atasözü: Bir ağaçta gül de biter, diken de.
    Anlamı: Aynı aile ya da topluluk içinde hem iyi hem de kötü karakterde insanlar bulunabilir.
  • Atasözü: Fazla mal göz çıkarmaz.
    Anlamı: Elinde fazla mal bulundurmak, her zaman faydalıdır çünkü beklenmedik bir zamanda bu malların bir şekilde kullanımı olur.
  • Atasözü: Bakmakla usta olunsa kediler kasap olurdu.
    Anlamı: Sadece gözlem yapmak yetmez, bir işi öğrenmek için deneyim kazanmak, o işi fiilen yapmak gerekir.
  • Atasözü: Bir ağızdan çıkan bin ağza yayılır.
    Anlamı: Gizli tutulması istenen bir şey bir kez söylenirse, hızla yayılır ve herkes tarafından duyulabilir.
  • Atasözü: Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.
    Anlamı: Bir babanın işlediği yanlış veya hataların olumsuz sonuçlarını genellikle çocukları yaşar.

8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 116 Cevapları


6. ETKİNLİK


Soru : Aşağıdaki cümleleri inceleyiniz. Cümlelerin yüklemi sondaysa cümlenin yanına “kurallı cümle”, başta ya da ortadaysa “devrik cümle” yazınız. Yüklemi olmayana ise “eksiltili cümle” yazınız.


Cevap :

  • Birkaç sözcükle kurulu olanlar olduğu gibi uzun bir cümle biçiminde olanlar da vardır. (kurallı cümle)
  • Acından ölmemiş kimse. (eksiltili cümle)
  • Görüldüğü üzere bu durumlarda genellikle eş anlamlılar ya da yakın anlamlılar kullanılmaktadır. (kurallı cümle)
  • Gün eksilmesin penceremden. (eksiltili cümle)
  • Ayrıca kimi atasözümüzün bölgelere göre değişik biçimler aldığı da olur. (kurallı cümle)
  • Üstünde yıllanmış bir ceket, altında ise yamalı bir pantalon (eksiltili cümle)

Soru : Yukarıda yaptığınız çalışmadan yararlanarak kurallı, devrik ve eksiltili cümleler arasındaki farkları söyleyiniz.


Cevap :

  • Kurallı cümleler, özne, yüklem, tümleç gibi cümle öğelerinin dilbilgisel kurallara uygun şekilde sıralandığı cümlelerdir. Yüklem cümlenin sonunda yer alır. Örneğin, “Birkaç sözcükle kurulu olanlar olduğu gibi uzun bir cümle biçiminde olanlar da vardır.”
  • Devrik cümleler, yüklemin cümlenin sonunda olmadığı, cümle öğelerinin alışılmış sıranın dışında kullanıldığı cümlelerdir. Yüklem genellikle başta ya da ortada yer alır.
  • Eksiltili cümleler, yüklemi eksik olan, tamamlanmamış cümlelerdir. Cümlenin anlamı verilmiştir, ancak yüklem söylenmemiştir. Örneğin, “Acından ölmemiş kimse.”

7. ETKİNLİK


Soru : Sınıfınızda “Keskin sirke küpüne zarar.” atasözünün anlamıyla ilgili bir konuşma yapınız.

Konuşmanızda ikna etme stratejisini uygulayınız. Fikirlerinizin arkadaşlarınız tarafından kabul edilmesini sağlamak için fikirlerinizi destekleyen kaynaklardan, güvenilir delillerden ve verilerden yararlanınız.


Cevap :

Sevgili arkadaşlar,

“Keskin sirke küpüne zarar.” atasözü, öfkenin ve aşırı tepkilerin en çok kişiye kendisine zarar verdiğini anlatır. Sürekli öfkeli olan bir insan, çevresine zarar verdiği kadar kendi ruhsal ve fiziksel sağlığını da tehlikeye atar. Bilimsel araştırmalar, öfkenin kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon gibi sorunlara yol açtığını gösteriyor. Ayrıca, aşırı tepkiler sosyal ilişkilerimizi de bozabilir.

Bu nedenle, öfke ile hareket etmek yerine sakin kalmak hem kendimize hem de çevremize daha fazla fayda sağlar. Atasözü bize sabırlı olmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.


8. ETKİNLİK


Soru : Yandaki karikatürü inceleyiniz. Çizerin bu karikatürde ne anlatmak istediğini “duyulardan hareketle yazma” yöntemini kullanarak defterinize yazınız. Yazdığınız metni zenginleştirmek amacıyla atasözü, deyim ve özdeyişler kullanınız.

Soru : Yazdığınız metni gözden geçirirken metindeki yazım ve noktalama hatalarıyla anlatım bozukluklarını düzeltiniz. Yazdığınız metni sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.


Cevap :

Karikatürde, iki kişinin kafasından çıkan ve birbirine karmaşık şekilde yönelen oklar yer almaktadır.

“Dilin söylediği bir söz, yaydan fırlayan ok gibidir. Atılan ok geri dönmez.” atasözüyle birlikte ele alındığında, bu karikatür sözlerin ve düşüncelerin ne kadar güçlü ve kalıcı olabileceğine vurgu yapmaktadır.

Söylenen bir söz, fırlatılan bir ok gibi geri alınamaz ve söylediğimizde etkisi kalıcı bir şekilde devam eder.


“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 113-114-115-116 Hecce Yayıncılık” konusunun ders kitabı cevapları videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.




 

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 117-118-119-120 Hecce Yayıncılık

Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı  Güldüren Gerçek: Nasrettin Hoca Serbest Okuma Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 117, 118, 119, 120


8. Sınıf Türkçe Kitabı Güldüren Gerçek: Nasrettin Hoca Serbest Okuma Metni Etkinlik Cevapları


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 117, 118, 119, 120 Cevapları”, özellikle “Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı Güldüren Gerçek: Nasrettin Hoca Serbest Okuma Metni Etkinlik Cevapları” ile ilgili etkinlikleri kapsamaktadır. Forum MEB 8. Sınıf Türkçe Hecce Yayınları Kitabı Cevapları, bu metin üzerinden yapılan analizler ve sorulara verilen detaylı yanıtlarla doludur.


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 117-118-119-120 Hecce Yayıncılık”

“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 117-118-119-120 Hecce Yayıncılık” bölümünde, Nasrettin Hoca’nın mizahı ve hayat dersleri, öğrencilere hem eğlenceli hem de öğretici bir dille aktarılmaktadır. Bu etkinlikler, öğrencilerin metni daha iyi kavramalarına ve çıkarım yapma yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur.


8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 117-118-119-120


Türk esprisinin büyük zekâsı, tanınmış filozofumuz Nasrettin Hoca’yı yalnız Türk toplumu değil, doğudan batıya her millet sever. Herkes bu büyük Türk’ün her devirde güncelliğini koruyan güzel fıkralarına hayrandır.

Çoğumuz onun nerede doğduğunu, nerede, hangi şartlar içinde yaşadığını, ne yaptığını düşünmeyiz bile… Üçümüz-beşimiz bir araya gelerek neşeli bir söz alışverişine girdik mi çoğu zaman Nasrettin Hoca da aramızda olur. Ondan bir fıkra, bir hikâye anlatır; ya onu yerer ya da zekâ çarkından dökülen esprilerle sohbetimizi süsleriz. Biliriz ki Nasrettin Hoca toplum yaralarına neşter atan, fıkra büyüteci altında kusurlarımızı yüze çıkaran yaman adamdır. Gerçekleri çekinmeden söyleyen, doğru yolu eğri yoldan gösteren tok sözlü kişidir. Nasrettin Hoca, bu yüzden yalnız bir ad, bir fıkra, bir espri olarak önem kazandığı için çoğumuz yaşadığı çağı, hayatını sormayız bile… Ama o da bir insandır, onun da bir hayat hikâyesi vardır.

Bakınız şöyle:

Tarihî kaynakların verdiği bilgilere göre Nasrettin Hoca, Anadolu Selçuklu Devri’nde, 1206 yılında, bugün Eskişehir’e bağlı Sivrihisar ilçesinin Hortu köyünde doğmuştur. İlk öğrenimini Hortu’da bir süre babası Abdullah Hoca’nın medresesinde yapmış, çocukluk yıllarını Hortu’da geçirmiştir. Söylentiler ve onun gerçek fıkralarından çıkarılan sonuçlara göre Hortu’da çıkan kıtlık yüzünden ailesi ile birlikte Sivrihisar’a yerleşmiş, öğrenimini burada sürdürmüştür.


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 118 Cevapları


Sivrihisar, o zamanlar Selçuklu Devri’nin küçük fakat şirin bir kasabasıdır. Küçük Nasrettin, minareyi ilk kez burada görmüş, arkadaşlarıyla hamama gitmiş, bahçelerde çağla yolmuştur (…) Nasrettin Hoca, bir zaman sonra öğrenimini ilerletmek amacıyla başşehir Konya’ya yolcu olmuştur.

Nasrettin Hoca, Konya’da bir medreseye yerleşmiş ve öğrenimine başlamıştır. (…) Nasrettin Hoca’nın Konya’da medrese öğrenimini tamamladıktan sonra bir ara gölge kadılığı yaptığını görüyoruz. Gölge kadıları, tecrübeli hâkimlerin yanında çalışan ve bazı küçük davalara bakan kadı adaylarıdır. Odun kıran bir adamın karşısında “Hınk!” diyen birinin oduncudan hak istemesi, veremeyince mahkemeye başvurması, Nasrettin’in bu davayı görürken bir kese parayı şıngırtadarak “Hadi, sen de paraların sesini al!” diye hüküm vermesi, onun kadılık günlerindeki hatıralarından biridir. Bir süre sonra kadılıktan ayrılan üstadı büyük bilgin Seyit Mahmut Hayrani’nin Akşehir’e yerleşmesiyle Konya’yı terk eden ve Akşehir’e göçen Nasrettin Hoca, artık kişiliğini bulmaya ve usta bir sosyolog gözüyle olaylara neşter vurmaya başlar.

Nasrettin Hoca’yı bundan sonra Akşehir’de gösterişsiz yaşayışı içinde, dert çeken, uman, isteyen, efkârlanan, sonunda efkârını bir nüktede boğan bir halk adamı olarak görüyoruz. Bir ziyafete yeni kürkü ile gitmiş, gördüğü itibar üzerine “Ye kürküm ye!” deyişinde insanı yalnızca dış görünüşü ile değerlendiren toplumun, doğuran kazan hikâyesinde aç gözlülüğün Akşehir Gölü’ne yoğurt çalarken “Göl yoğurt tutar mı?” diyenlere karşı “Ya bir tutarsa?”


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 119 Cevapları


cevabındaki gerçek yönleri… Bir gün kürsüye çıkıp da “Ey ahali! Ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?” diye sorduğunda çevresindekilerden bazılarının “Biliyoruz.” bazılarının da “Bilmiyoruz.” cevabı vermeleri üzerine “O hâlde bilenler bilmeyenlere öğretsin!..” diyerek kürsüden inmesi, az ders mi insanoğluna?.. Eğitimin temel yapısı, bilenin bilmeyene öğretmesi demek değil midir?

Akşehir’deyken Moğol şehzadesi Keygatu ile aralarında geçen, sonraları yanlışlıkla Timur’a mal edilen olaylar, pek iyi bilinen fil hikâyeleri, Akşehir’de medrese hocalığı yaptığı günlerde tanınmış mollası İmad ve yanından hiç ayırmadığı sevgili eşeği Bozoğlan, Nasrettin Hoca’nın yaşayışında önemini her zaman korumuştur. Eşeğinden düştüğü zaman gülenlere “Ne gülüyorsunuz yahu, düşmeseydim zaten inecektim!” deyişi, yitirdiği eşeğini türkü söyleye söyleye ararken bunun sebebini soranlara “Bir umudum şu dağın ardında, orada da bulamazsam o zaman seyredin bendeki ağıdı.” cevabını vermesi, onun renkli ve çok yönlü hayatının anekdotları arasında yer alır.

Nasrettin Hoca, Akşehir’de evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştır. Onun iki kızından Fatma Hatun’la Dürrü Melek’in mezar taşları son yıllarda bulunmuş ve Akşehir Müzesi’ne kaldırılmıştır.
(…)


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 120 Cevapları


Nasrettin Hoca, yaşının seksene yaklaştığı bir sırada 1284 yılında Akşehir’de ölmüş, mezarı üzerine altı sütuna oturan kubbeli bir türbe yaptırılmıştır. Kubbe’nin altında Nasrettin Hoca’ya ait mermer bir sanduka görülür. Bu sandukanın baş tarafındaki kitabede Hoca’nın ölüm tarihi olan 683 hicri yılı tuhaflık olsun diye ters yazılmıştır. Burada, her yönü açık olan türbeyi kilitleyen Selçuklu devri kilidi bir sembol olarak yer alır.

Nasrettin Hoca’nın ölümü, onun yeniden doğumu olmuştur. Onun toplumun temeline oturan sağlam fikir yapısı, her geçen yılla geçerli olmuş; yüzyıllar onu daha dinç, daha diri yapmış, şöhreti Türkiye sınırlarını da aşarak dünyayı sarmıştır. Nasrettin Hoca bugün tüm insanlığın malıdır.

Akşehirliler çok sevdikleri Nasrettin Hocaları için her yıl temmuz ayında festivaller düzenler. Bu festivaller de bir türlü huzura kavuşamayan dünyamıza iyilik ve mutluluk mesajları yayınlanır Nasrettin Hoca’nın ağzından. Bu arada Akşehir Gölü’ne yoğurt çalmayı da unutmazlar.

Türk büyükleri zincirinin ölümsüz halkası aydın insan Nasrettin Hoca’ya selam olsun.

Mehmet ÖNDER
Anadolu’yu Aydınlatanlar
(Kısaltılmıştır.)


“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 117-118-119-120 Hecce Yayıncılık” konusunun ders kitabı cevapları videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.




 

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 121-122-123-124-125 Hecce Yayıncılık

Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı 3. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Cevapları Sayfa 121, 122, 123, 124, 125


8. Sınıf Türkçe Kitabı 3. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Cevapları


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 121, 122, 123, 124, 125 Cevapları”, “Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı 3. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Metni Etkinlik Cevapları” bölümünde yer alan sorular ve yanıtlarla öğrencilere ünite boyunca işledikleri konuları pekiştirme fırsatı sunar. Bu sayfalarda yer alan etkinlikler, dil bilgisi kuralları, metin anlama ve yorumlama becerilerini geliştirmeye yöneliktir.


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 121-122-123-124-125 Hecce Yayıncılık”

Forum MEB 8. Sınıf Türkçe Hecce Yayınları Kitabı Cevapları da bu etkinliklerde öğrencilere rehberlik etmektedir. Özellikle “8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 121-122-123-124-125 Hecce Yayıncılık” cevapları, öğrencilerin eksiklerini görmesine ve konuları daha iyi kavramasına yardımcı olur.


8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 121-122-123-124-125


Soru : Aşağıdaki soruları “Kültür Dili” adlı metne göre cevaplayınız.


KÜLTÜR DİLİ

Kültür dili tabirini, günlük konuşma ve ilim dili dışında geniş mânâda yazılı ve sözlü edebiyat dili karşılığı olarak kullanıyorum. Günlük konuşma dilinin başlıca özelliği, günlük ihtiyaçlara cevap vermesidir. İçine bazı unsunlar karışsa bile o ilmi ve edebî bir maksat gütmez. Sözlü halk edebiyatı, şekli ve muhtevası bakımından günlük dilden farklıdır. Bundan dolayı o kültür diline girer.

Okuma-yazma bilmeyen nice halk hikâyecisi ve şairleri vardır ki, günlük dili estetik bir maksatla kullanırlar ve böylece toprağa altın yaparlar. Halk kültürü ile beslenmiş bir köylünün dilinde onlar pırıl pırıl parlar.

Atasözleri bunların başında gelir. Atasözleri “ata” kelimesinden de anlaşılacağı üzere geçmiş asırlardan kalmadır. Bunlarda bugün kullanılmayan Öztürkçe, Arapça ve Farsça kelime ve deyimlere rastlanır. “Aba altında sultan yatar”, “Abanın kadri yağmurda bilinir”, “Abdestsiz sofuya namaz dayanmaz”, “Acele ile kalkan nedametle oturur”, “Adam ahbabından bellidir”, “Belaya sabır gerek”, “Bin nasihattan bir musibet yeğdir” vs…

Binlerce yıllık mâzisi olan sözlü halk kültüründe, her biri ayrı mânâ ve hikmet taşıyan binlerce atasözü vardır. İçlerindeki Arapça, Farsça kelimeler dolayısıyla bunları Türk kültür dilinden çıkarmaya veya değiştirmeye kalkan biri boşuna emek harcamış olur. Kültür eserlerinin başlıca özelliği geniş kitleye mal oluşlarıdır. Öztürkçe yeni atasözleri uydurabilirsiniz. Fakat onları halka mal etmek elinizde değildir. Halka mal olmuş, yazı diline girmiş deyimler de öyle. İçlerinde Arapça ve Farsça kelimeler var diye bunları yabancı saymak, bin yıllık kültürü hiçe saymak demektir. Bir milletin kültürü binlerce yıllık hayatının mahsulüdür. Kültüre saygısı olan insan onları yıkmaya değil, anlamaya ve onlardan istifade etmeye çalışır.

Yazılı edebiyat kültür dilinin en büyük hazinesini teşkil eder. Yazılı edebiyat, günlük dilden ve sözlü edebiyattan yüzlerce defa daha zengindir. Bunun sebebi, yazının binlerce yıllık sözleri saklaması ve biriktirmesidir. Kültür denilince bilhassa yazılı eserler anlaşılır. Bunların arasında hâlis edebiyatın dışında, eski çağlara ait inanç ve ilim kitapları da vardır. Bunlarda yazılı olan inançlar ve fikirler, bugüne uymasalar bile, kültür tarihi bakımından değer taşırlar. Zira onlar bize eski çağda yaşamış olan insanları tanıtırlar.

(…) Mehmet KAPLAN Kültür ve Dil (Kısaltılmıştır.)


1. Yazar, kültür dilini hangi anlamda (manada) kullanmıştır?


Cevap :

Yazar, kültür dilini günlük konuşma dili ve bilim dilinden ayırarak geniş anlamda edebiyat dili, yani yazılı ve sözlü edebiyatın dili olarak kullanmıştır.


2. Yazara göre sözlü halk edebiyatı niçin kültür diline girer?


Cevap :

Yazara göre sözlü halk edebiyatı, estetik bir amaç taşıdığı ve günlük dilden farklı bir yapıya sahip olduğu için kültür diline girer. Halk şairleri ve hikâyecileri, günlük dili sanatsal bir şekilde kullanarak kültür diline katkıda bulunur.


3. Yazara göre içinde Arapça ve Farsça kelimeler bulunan atasözlerini Türk kültür
dilinden çıkarmak niçin boşuna bir çabadır?


Cevap :

Yazara göre, bu atasözlerini kültür dilinden çıkarmak boşuna bir çabadır çünkü bu atasözleri binlerce yıllık bir geçmişe sahiptir ve Türk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. İçlerindeki yabancı kelimeler kültürel zenginliklerin ve tarihî mirasın bir yansımasıdır, dolayısıyla onları çıkarmak kültürü anlamadan reddetmek olur.


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 122 Cevapları


Soru : Aşağıdaki cümleleri inceleyiniz. Atasözü olan cümlelerin yanına (  ) , olmayan cümlelerin yanına ( x ) işareti koyunuz.


Cevap :

(✓) 1. Az kazanan çok kazanır, çok kazanan hiç kazanır.
(✓) 2. Kimi bağ bozar, kimi bostan bozar.
(X) 3. Atı olan Üsküdar’ı geçti.
(✓) 4. Mum dibine ışık vermez.
(✓) 5. Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.
(X) 6. Dostlar alışverişte görsün.


Soru : Aşağıdaki cümlelerden amaç-sonuç belirtenlerin yanına “A”, neden-sonuç belirtenlerin yanına “N” yazınız.


Cevap :

(N) 1. Seni hastanede ziyaret ettiğim için işe geç gittim.
(N) 2. Çok okuyor ki iyi yazıyor.
(A) 3. Ders çalışmak üzere kütüphaneye gitti.
(A) 4. Şiir yazmak için hayal etmek gerekir.
(N) 5. Tiyatroyu çok sevdiğinden her hafta bir oyuna gider.
(A) 6. Kitap almak için para biriktiriyor.
(A) 7. İstanbul’a okumaya gitti.
(N) 8. Çok hızlı konuştuğu için söyledikleri anlaşılmıyordu.


Soru : Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.


1. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde abartılı bir ifade yoktur?


A) Çok zayıflamışsın, üflesem uçacaksın.
B) Dünya kadar ödevim var.
C) Ağzımla kuş tutsam da yaranamam.
D) Bülbül, güle küsmüş.

CevapD) Bülbül, güle küsmüş.


2. Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken
Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz.
Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken
Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz.

Yukarıdaki dörtlüğün teması, aşağıdakilerden hangisidir?


A) Anadolu sevgisi
B) Destan
C) Türküler
D) Batı sanatı

CevapA) Anadolu sevgisi


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 123 Cevapları


3. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yüklem geçişlidir?


A) Ağaca büyük bir dikkatle baktı.
B) Evdeki çiçeklerimizin hepsi kurumuş.
C) Erkenden bütün ödevlerimi bitirdim.
D) Yolda eski bir arkadaşımla karşılaştık.

Cevap: C) Erkenden bütün ödevlerimi bitirdim.


4. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yüklem etkendir?


A) Evleri depremde yıkılmıştı.
B) İftar hazırlığı tamamlandı.
C) Birdenbire kapı açıldı.
D) Konuşması beni çok etkiledi.

CevapD) Konuşması beni çok etkiledi.


5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklem geçişli olduğu hâlde nesne kullanılmamıştır?


A) Arka taraftaki pencerenin camını kırmışlar.
B) Hasta, şikâyetlerini uzun uzun anlattı.
C) Ne zaman aradın?
D) Tahtadaki yazılan hızlıca sildi.

CevapC) Ne zaman aradın?


6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi özne-yüklem ilişkisine göre edilgen, nesne-yüklem ilişkisine göre geçişsizdir?


A) Kitap okumayı seviyorum.
B) Eşyaların fazlası, ihtiyaç sahiplerine verildi.
C) Tıkanan mutfak lavabosunu açtırdık.
D) Akşam misafirlerimiz gelecek.

CevapB) Eşyaların fazlası, ihtiyaç sahiplerine verildi.


7. Aşağıdakilerden hangisi isim cümlesidir?


A) İşim gücüm budur benim.
B) Gökyüzünü boyarım her sabah.
C) Deniz yırtılır, kimi zaman.
D) Bilmezsiniz kim diker, ben dikerim.

CevapA) İşim gücüm budur benim.


8. Aşağıdakilerden hangisi fiil cümlesidir?


A) Bugünlerde bir akım var.
B) Tiyatro bir eğlencedir.
C) Tiyatro, kişinin sınırlarını genişletir.
D) Tiyatro, sanatın tümü gibi bir okuldur.

CevapC) Tiyatro, kişinin sınırlarını genişletir.


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 124 Cevapları


9. Aşağıdakilerden hangisinde bitmemiş bir cümle vardır?


A) Can çıkmayınca huy çıkmaz
B) Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan
C) Yuvarlanan taş yosun tutmaz
D) Adam, adamdan korkmaz

CevapB) Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan


10. Yüklemi isim soylu sözcükten oluşan cümlelere “isim cümlesi”, yüklemi fiil olan cümlelere ise “fiil” cümlesi” denir. Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisi yükleminin türü yönüyle diğerlerinden farklıdır?


A) Küs olan kardeşler birbiriyle anlaştı.
B) Dünyanın en güzel kokusu gül kokusudur.
C) Bana hediyesi bir kutu kalemmiş.
D) Heyecan verici bir yarıştı.

CevapA) Küs olan kardeşler birbiriyle anlaştı.


11. Aşağıdakilerden hangisi kurallı cümledir?


A) Eğlence, eğlence diyoruz boyuna.
B) Biz de hazin bir kaderi var dergilerin.
C) Çoğu bir mevsim yaşar, çiçekler gibi.
D) Hayatı, eseri, davranışları zıtlıklarla doludur.

CevapD) Hayatı, eseri, davranışları zıtlıklarla doludur.


12. Edilgen Fiiller Cümlede gerçek öznesi belli olmayan; eylemin bildirdiği işi yapan değil, işten etkilenen durumunda öznesi bulunan fiillere ”edilgen çatılı fiiller” denir.

1. Tüm çamaşırlar yıkandı.
2. Akşama kadar soru çözdüm.
3. Tüm param çalındı.
4. Mülakat için hazırlandı.
5. Giriş işlemleri yapıldı.

Numaralı cümlelerden hangileri edilgen çatılı değildir?


A) 1,3,5
B) 1,4,5
C) 2 ve 3
D) 2 ve 4

Cevap: D) 2 ve 4


13. Geçişli fiiller, nesne alabilen fiillerdir. Cümlede nesne varsa veya cümleye sonradan nesne eklenebiliyorsa cümlenin yüklemi geçişli bir fiildir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde buna benzer bir kullanım vardır?


A) Babam seni sordu.
B) Ara tatilde üç kitap okudum.
C) Öğrenciler okul bahçesinde bekliyor.
D) Bu sınavı geçtim.

CevapC) Öğrenciler okul bahçesinde bekliyor.


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 125 Cevapları


Soru : Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” sözünden
yararlanarak “Millî kültürün oluşmasında dilin önemi nedir?” sorusuna cevap olacak bir
metni aşağıya yazınız.


Cevap :

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” sözü, dilin millî kültür üzerindeki önemini vurgular. Dil, bir toplumun düşünce yapısını, değerlerini ve geleneklerini ifade eden temel araçtır.

Dil, kültürel mirası gelecek nesillere aktarır; atasözleri ve hikâyeler, dil sayesinde kuşaktan kuşağa geçer. Aynı zamanda, ortak bir dil, bireyler arasında iletişimi kolaylaştırarak milli birlik ve beraberliği pekiştirir. Türk dili, Türk milletinin kimliğini belirler ve kültürel çeşitliliği yansıtır.

Sonuç olarak, dilin korunması ve geliştirilmesi, millî kültürümüzü güçlendirmenin en etkili yoludur. Bu nedenle, dilimize sahip çıkmak büyük bir önem taşır.


“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 121-122-123-124-125 Hecce Yayıncılık” konusunun ders kitabı cevapları videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.




 

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 44-45-46-47-48-49 Hecce Yayıncılık

Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı 1. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Cevapları Sayfa 44, 45, 46, 47, 48, 49


8. Sınıf Türkçe Kitabı 1. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Cevapları


8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 44, 45, 46, 47, 48, 49 Cevapları, öğrencilerin dil becerilerini geliştirmeye yönelik önemli bir kaynak sunar. Bu sayfalarda yer alan etkinlikler, öğrencilerin metin okuma ve anlama yeteneklerini pekiştirir. Ayrıca, Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı, zengin içerikleriyle öğrenmeyi destekler ve öğrencilerin farklı konulara dair bilgi sahibi olmalarını sağlar.


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 44-45-46-47-48-49 Hecce Yayıncılık”

Bu kitapta, 8. Sınıf Türkçe 1. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Cevapları sayesinde, öğrenciler öğrendiklerini pratikte uygulama fırsatı bulur. 8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 44-45-46-47-48-49 Hecce Yayıncılık içerikleri, edebi terimleri ve dil bilgisi kurallarını öğretirken, aynı zamanda öğrencilerin eleştirel düşünme yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur. Bu şekilde, öğrenciler hem bilgilerini pekiştirir hem de derse olan ilgilerini artırır.


8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 44-45-46-47-48-49


ASLAN İLE FARE

Herkese saygı göstermeli elden geldikçe.
Umulmadık kimselerden fayda görür, insan.
İşte bu gerçeği anlatan iki hikâye,
Daha nice bin hikâye arasından:
Pençesi dibinde bir arslanın,
Dalgınlıkla bir fare topraktan çıkıverdi.
Bu fırsatı kullanmadı sultanı ormanın;
Fareye dokunmayıp bir büyüklük gösterdi.
Bu iyiliği boşa gitti sanmayın sakın.
Kimin aklına gelir ki bir an,
Fareye işi düşer arslanın?
Ama o da bir gün dışarı çıktı ormandan.
Gitti, tutuldu bir ağa.
Ne çırpınma, ne kükreme… Kâr etmez tuzağa.
Bay fare koştu; dişiyle arslanın ağını
Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet.
Sabırla zamanın yaptığını
Ne kuvvet yapabilir, ne şiddet.

LA FONTOINE (LA FONTEN)
(Çev.: Orhan Veli KANIK)


Soru : Aşağıdaki soruları “Aslan ile Fare” adlı metne göre cevaplayınız.


1. Metinde hangi değerler üzerinde durulmuştur? 


Cevap :

Metinde şefkat, yardımlaşma ve saygı değerleri üzerinde durulmuştur.


2. Metinden nasıl bir ders çıkarmalıyız? 


Cevap :

Metinden, herkesin birbirine yardım etme potansiyeline sahip olduğu ve küçük iyiliklerin büyük sonuçlar doğurabileceği dersi çıkarılmalıdır.


3. Okuduğunuz metnin türü nedir? Nedenleriyle açıklayınız. 


Cevap :

Metin, masal türündedir. Çünkü hayvan karakterler içerir, ahlaki bir mesaj verir ve hayali olaylar anlatır.


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 45 Cevapları


Soru : Aşağıdaki cümleleri, harf ile verilen söz sanatlarıyla eşleştirerek harfleri yay ayraçların içine yazınız.


Cevap :

  1. Cennet kadar güzel bir vatanımız var. (c) Benzetme
  2. Yorgun bir gemi, limana yanaştı ağır ağır. (d) Karşıtlık
  3. Bir gün meşe dedi ki kamışa: (ç) Konuşturma – “Tabiattan şikâyet etmekte hakkınız var.”
  4. Dünya kadar işim birikti. (b) Abartma

Soru : Aşağıdaki cümlelerin öznel yargı mı yoksa nesnel yargı mı olduklarını yanlarına yazınız.


Cevap :

  1. Ülkemizin komşularından biri Bulgaristan’dır. (Nesnel Yargı)
  2. Bu kitap gerçekten çok güzel olmuş. (Öznel Yargı)
  3. Gesi Bağları türküsü Kayseri yöresine aittir. (Nesnel Yargı)
  4. Oltu taşı, Erzurum’da çıkarılan bir taştır. (Nesnel Yargı)
  5. Konuşmacının duyduğu heyecan, dinleyicilerini de heyecanlandırır. (Nesnel Yargı)
  6. Okurken hayal etmeyi, başka şeyler düşünmeyi çok severiz. (Öznel Yargı)
  7. Kapadokya’da gören herkesin hayran kaldığı tüften oluşan peribacaları bulunur. (Nesnel Yargı)
  8. Ahmet Hamdi Tanpınar; Beş Şehir adlı eserinde Erzurum, Bursa, Ankara, Konya ve İstanbul şehirlerini anlatmıştır. (Nesnel Yargı)
  9. Pamukkale’de traverten adlı jeolojik oluşumlar bulunur. (Nesnel Yargı)
  10. Günümüz yazarlarının hikâyelerini daha çok severim. (Öznel Yargı)

Soru : Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.


1. Maden ocakları müdürü, bütün köylünün arazisini satın aldı. Köylüler, heybelerini sırtlarına vurarak tozlu yollardan uzaklaştılar. Fakat her adımda, her izde bir hatıra buldular. Ayakları yürümedi, köylerini ana ana gittiler.

Yukarıdaki metinde hangi anlatım biçimine başvurulmuştur?


A) Açıklayıcı anlatım
B) Betimleyici anlatım
C) Öyküleyici anlatım
D) Tartışmacı anlatım

Cevap C) Öyküleyici anlatım


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 46 Cevapları


2. • Bugün piknikte çocuklar gibi eğlendik.
• Köpek bana el salladı.
• Köpek “Haydi gel.” diye beni de oyuna çağırdı.
• Sesimle âdeta dağlar yerinden oynadı.
• İyi günde de kötü günde de yanımdaydı.

Ayşe Öğretmen’in tahtada yazdığı sorulardaki söz sanatlarını öğrencilerinden bulmalarını istedi. Öğrencilerin cevapları sırayla aşağıdaki gibidir. Öğrencilerin yüzde kaçı söz sanatlarını doğru şekilde sıralamıştır?


A) %20 B) %40 C) %60 D) %80

Cevap : B) %40


3. Minimini kasabanın balkonlu, kuleli gazinoya benzeyen kocaman bir konağı vardı. Lakin ikmal edilememişti. Sıvanamayan kerpiç duvarlar yer yer açılmış, kumrulara yuva olmuştu. Üst kat penceresiz, sıvasız, tahta örtülerle bekleniyordu.

Yukarıdaki metinde hangi anlatım biçimine başvurulmuştur?


A) Açıklayıcı anlatım B) Betimleyici anlatım C) Öyküleyici anlatım D) Tartışmacı anlatım

Cevap : B) Betimleyici anlatım


4. Aşağıdakilerden hangisinde isim-fiil kullanılmıştır?


A) Hepsinin gözleri güzeldir.
B) Gözleri korku doluydu.
C) Gözden düşmemek, çalışmayı gerektirir.
D) Adam birdenbire gözden kayboldu.

Cevap C) Gözden düşmemek, çalışmayı gerektirir.


5. Aşağıdakilerden hangisinde sıfat-fiil kullanılmıştır?


A) İster istemez sözlerine dikkat etti.
B) Sadece bir çay alacağım.
C) Soluk soluğa kalmıştı.
D) Senin geldiğini görmemişti.

Cevap C) Soluk soluğa kalmıştı.


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 47 Cevapları


6. Aşağıdakilerden hangisinde zarf-fiil kullanılmıştır?


A) Onu görmeyeli uzun zaman olmuştu.
B) Yukarıya kadar hızlı hızlı koştu.
C) Parayı kimse almayacaktı.
D) Sabah, erkenden orada olurum.

Cevap: A) Onu görmeyeli uzun zaman olmuştu.


7. Verilen cümlenin fiilimsi türünü doğru bulan öğrenciler bir alt basamağa geçmeye hak kazanacaklardır. Alt basamakta doğru sonuca ulaşan öğrenci kaç numaralı öğrencidir?


A) 3 B) 5 C) 7 D) 9

Cevap: B) 5


8. Aşağıdakilerden hangisi bu görselleri anlatan bir metnin başlığı olabilir?


A) Yağmur B) Sonbahar C) Tarlalar D) İlkbaharın Gelişi

Cevap: A) Hayvan Sevgisi


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 48 Cevapları


9. Bu broşürdeki bilgilerden gıda israfıyla ilgili hangisine ulaşılabilir?


A) İsrafı önlemek için neler yapılması gerektiğine
B) İsraf edilen ekmek ile iki milyon insanın doyabileceğine
C) İsraf edilen yiyecekle kaç kişinin doyabileceğine
D) Bir yılda on sekiz milyon ton ekmeğin çöpe gittiğine

Cevap C) İsraf edilen yiyecekle kaç kişinin doyabileceğine


10. Akıllı isen gariplerin gönlünü avla;
Mustafa gibi ülkeyi gezip yetim ara;
Dünyaya tapan soysuzlardan yüz çevir;
Yüz çevirip, deniz olup taştım işte.
Ahmed Yesevî

Yukarıdaki dörtlükte kaç fiilimsi vardır?


A) 2 B) 3 C) 4 D) 5

Cevap C) 4


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 49 Cevapları


Soru :  YMevlanâ’nın “Sevgiden acılar tatlı olur. / Sevgiden bakırlar altın olur. / Sevgiden tortular berrak olur. / Sevgiden dertler şifa bulur. / Sevgiden ölüler dirilir. / Sevgiden padişah köle olur. / Bu sevgi de bilginin sonucudur.” dizelerinden ve bu temada edindiğiniz bilgilerden yararlanarak insan sevgisi konulu bilgilendirici bir metin yazınız.


Cevap :

İnsan Sevgisi: Hayatın Temel Taşı

İnsan sevgisi, hayatın en temel duygularından biridir ve toplumların birlikteliğini, huzurunu ve mutluluğunu sağlar. Mevlânâ’nın sözlerinde ifade ettiği gibi, sevgi, birçok olumsuz durumu olumlu hale getirebilir. “Sevgiden acılar tatlı olur.” diyerek, sevginin acıların üstesinden gelmedeki gücünü vurgular. Sevgi, insanları bir araya getirir ve güçlendirir; acıların ve dertlerin yanında olur, onları hafifletir.

Sevgi, insanların birbirine karşı duyduğu saygı ve hoşgörü ile de bağlantılıdır. Mevlânâ’nın belirttiği gibi, “Sevgiden bakırlar altın olur.” ifadesi, sevginin bakış açısını değiştirme gücünü simgeler. İnsanlar arasındaki bağları güçlendirerek, daha değerli ve anlamlı ilişkiler kurmamıza yardımcı olur.

Aynı zamanda sevgi, insanlar arasındaki iletişimi de kolaylaştırır. Sevgi dolu bir ortamda insanlar kendilerini daha rahat ifade edebilir, düşüncelerini paylaşabilirler. Mevlânâ’nın “Sevgiden dertler şifa bulur.” sözü, sevginin insan ruhuna olan iyileştirici etkisini belirtir. Sevgiyi deneyimleyen insanlar, zorluklarla daha kolay başa çıkabilirler.

İnsan sevgisi, sadece bireyler arasında değil, toplumlarda da büyük bir önem taşır. “Sevgiden padişah köle olur.” ifadesi, toplumun en güçlü bireylerinin bile sevgi karşısında nasıl alçakgönüllü olabileceğini gösterir. Sevgi, insanlar arasındaki sınıf farklarını, hiyerarşileri ve önyargıları aşar; herkesin eşit bir biçimde sevgiye ihtiyaç duyduğunu hatırlatır.

Son olarak, Mevlânâ’nın “Bu sevgi de bilginin sonucudur.” sözü, insan sevgisinin öğrenilmesi ve deneyimlenmesi gerektiğini ifade eder. Sevgi, sadece içgüdüsel bir duygu değil, aynı zamanda gelişimi ve derinliği olan bir olgudur. İnsanlar, sevgi dolu bir dünya yaratmak için kendilerini sürekli olarak geliştirmeli ve öğrenmelidirler.

Sonuç olarak, insan sevgisi; acıları tatlılaştıran, değerleri artıran, dertlere şifa olan, hayata anlam katan bir güçtür. Sevgi ile dolu bir dünya, daha huzurlu, daha mutlu ve daha anlamlı bir yaşam sunar. Bu nedenle, insan sevgisi her daim önemsenmeli ve korunmalıdır.


“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 44-45-46-47-48-49 Hecce Yayıncılık” konusunun videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.




 

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 38-39-40 Hecce Yayıncılık

Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı Dostluğun Değeri Dinleme Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 38, 39, 40


8. Sınıf Türkçe Kitabı Dostluğun Değeri Dinleme Metni Etkinlik Cevapları


“Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Kitabı Cevapları” ve “8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 38, 39, 40” bölümleri, Hecce Yayıncılık’ın zengin içeriğiyle birlikte Türkçe dersinde işlenen önemli konuları kapsar. Özellikle “Dostluğun Değeri” dinleme metni, öğrencilere dostluğun hayatlarındaki önemini düşündürür ve bu konuda çeşitli etkinliklerle onları aktif katılıma teşvik eder. Bu sayfalar, öğrencilerin hem dinleme hem de yazma becerilerini geliştirirken, dostluğun bireysel ve toplumsal anlamda ne kadar değerli olduğunu kavramalarına olanak tanır.


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 38-39-40 Hecce Yayıncılık”

“8. Sınıf Türkçe Dostluğun Değeri Dinleme Metni Etkinlik Cevapları” ve “8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 38-39-40 Hecce Yayıncılık” bölümlerinde öğrenciler, dinleme etkinlikleri sonrası verilen sorulara verdikleri yanıtlarla dostluk kavramını daha derinlemesine anlamaya çalışırlar. Cevaplar, hem metni doğru anlamayı hem de öğrencilerin kişisel yorumlarını paylaşmalarını içerir. Bu etkinliklerle dostluk kavramı üzerine düşünülürken aynı zamanda Türkçe dil becerileri de güçlendirilir.


8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 38-39-40


HAZIRLIK ÇALIŞMASI 


Soru : Dostluk kavramı sizin için ne ifade eder? İnsanlar neden dostluk kurmaya
ihtiyaç duyar? Düşüncelerinizi anlatınız.


Cevap :

Dostluk, benim için yaşamın en değerli ve anlamlı parçalarından biridir. Bir dost, sadece bir arkadaş değil; aynı zamanda güven, destek ve paylaşım kaynağıdır. Dostluk, insanlar arasındaki en derin bağlardan birini oluşturur ve hayatın zorluklarını daha katlanılır hale getirir.

İnsanlar, sosyal varlıklar olarak doğarlar ve yalnızlık, çoğu zaman insana sıkıntı ve huzursuzluk verir. Bu nedenle, dostluk kurma ihtiyacı, içgüdüsel bir durumdur. Dostlarımızla paylaştığımız anılar, mutluluklar ve hatta üzüntüler, hayatı daha anlamlı kılar. Zor zamanlarda yanımızda olan bir dost, yükümüzü hafifletir ve kendimizi daha güçlü hissetmemizi sağlar.

Ayrıca, dostluk, duygusal ve zihinsel sağlığımız için de oldukça önemlidir. Gerçek dostlar, bizim en iyi halimizi görürler ve bizi olduğumuz gibi kabul ederler. Bu kabul, kendimizi ifade etme özgürlüğü yaratır. Dostluk, empati ve anlayış geliştirmemize yardımcı olur; çünkü dostlarımız, kendi deneyimlerini paylaşarak bize farklı bakış açıları sunarlar.

Sonuç olarak, dostluk, sadece sosyal bir bağ değil, aynı zamanda bireyin gelişimi için hayati öneme sahip bir ilişkidir. Hayatımızın en değerli anlarını dostlarımızla paylaşmak, bize mutluluk ve huzur getirir. Bu yüzden, dostluk kurmak ve var olan dostlukları güçlendirmek, her birey için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır.


Soru : Metni öğretmeninizden ya da “Dinleme/İzleme CD’sinden [Compact Disc (Kompakt Disk)]” dinleyeceksiniz. Metni dinlerken kaydı durdurarak olayların gelişimi ve sonucu hakkında tahminde bulununuz. Tahminlerinizi defterinize yazınız. Dinleme sonunda tahminlerinizin doğruluğunu kontrol ediniz.


Cevap : Bu etkinlik sınıfta arkadaşlarınızla yapılacak.


1. ETKİNLİK


Soru : Dinlediğiniz metindeki anlamını bilmediğiniz kelime ya da kelime gruplarını aşağıya yazınız.

Metindeki anlamını bilmediğiniz kelime ya da kelime gruplarının anlamını metnin bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz. Anlamını öğrendiğiniz yeni kelime/kelime gruplarını sözlüğünüze yazınız. Öğrendiğiniz kelimeleri birer cümlede kullanınız.


Cevap :

Kelime/Kelime Grubu: tasma
Tahminî Anlamı: Hayvanları kontrol etmek için kullanılan, genellikle deri veya naylondan yapılmış kayış.
Cümlem: Yürüyüşe çıkmadan önce köpeğimin tasmayı takmayı unutmamalıyım.


Kelime/Kelime Grubu: güvercin
Tahminî Anlamı: İnsanlarla yakın ilişki içinde olan, genellikle sakin ve şehirlerde sıkça görülen bir kuş türü.
Cümlem: Yem atarak parkta güvercinleri beslemeyi çok seviyorum.


Kelime/Kelime Grubu: fare
Tahminî Anlamı: Küçük, hızlı hareket eden ve genellikle gıda arayan bir kemirgen.
Cümlem: Bahçedeki yemlerin kaybolmasının sebebi bir fare olabileceğini düşündüm.


Kelime/Kelime Grubu: avcı
Tahminî Anlamı: Doğada hayvanları takip eden ve avlamak için gerekli yeteneklere sahip olan kişi.
Cümlem: Avcı, ormanın derinliklerinde sessiz bir şekilde ilerleyerek hedefini gözetliyordu.


Kelime/Kelime Grubu:
Tahminî Anlamı: Balık tutmak veya hayvan yakalamak için özel olarak dokunan ve birçok ipten oluşan bir yapı.
Cümlem: Avcı, yakalayacağı hayvanlar için hazırladığı ağını dikkatlice kurdu.


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 39  Cevapları


2. ETKİNLİK


Soru : Aşağıdaki soruları dinlediğiniz metne göre cevaplayınız.


1. Metinde anlatılan olay nedir? 


Cevap : Avcının tuzağına düşen güvercinler, birlik olup ağdan kurtulmayı başarır ve fare dostlarının yardımıyla önce diğer güvercinleri, sonra da lider olan tasmalı güvercini özgürlüğüne kavuştururlar.


2. Metinde size en çok etkileyen bölüm hangisidir? Açıklayınız.


Cevap : Tasmalı güvercinin “Beni sona bırakırsan dostlarını yalnız bırakmazsın” sözü beni en çok etkiledi. Bu ifade, dostluğun fedakarlık ve dayanışma gerektiren derin bir bağ olduğunu gösteriyor.


3. Tuzağa düşen güvercinler, kurtulmak için ne yapmaya karar vermişlerdir? 


Cevap : Güvercinler, birlikte hareket edip organize bir şekilde kurtulmaya karar verdiler. Birlikte çabalayarak kurtulmayı başardılar.


4. Sizce güvercin neden tasmalıdır? Tartışınız.


Cevap : Tasmalı güvercin, diğer güvercinlere liderlik eden bir figürdür. Tasma, onun bu liderlik görevini simgeler ve sorumluluğunu gösterir.


5. Tasmalı güvercin, farenin önce öteki güvercinleri kurtarmasını istemiştir. Böyle bir
durumda siz nasıl bir karar verirdiniz? Nedenleriyle açıklayınız.


Cevap : Ben de benzer bir karar verirdim. Tasmalı güvercinin dostlarının iyiliğini düşünmesi, gerçek dostluğun fedakarlık gerektirdiğini gösteriyor. Bu anlayış, dostluğun anlamını pekiştiriyor.


3. ETKİNLİK


Soru : Dinlediğiniz metni özetleyerek aşağıya yazınız. Özetinizi yazarken ana fikre bağlı kalarak ayrıntıya girmeden kendi cümlelerinizi kullanınız.


Cevap :

Güvercinler, avcının tuzağına düşer ve liderleri, birlikte hareket etmeyi önerir. Fare dostlarının yardımıyla kurtulurlar. Fare, önce lideri kurtarmak ister; ancak lider, diğer güvercinlerin kurtulmasını ister. Bu fedakarlık fareyi etkiler ve sonunda tüm güvercinler özgürleşir.


4. ETKİNLİK


Soru : Dinlediğiniz metnin konusunu ve ana fikrini aşağıya yazınız.


Cevap :

Metnin Konusu: Güvercinlerin avcının tuzağından kurtulmak için fareden yardım alması ve dostluğun gücüyle zorlukları aşması.

Metnin Ana Fikri: Gerçek dostluk, zor anlarda birbirine destek olmayı gerektir ve birlikte güçlenmeyi sağlar.


5. ETKİNLİK


Soru :“Dostluğun Değeri” adlı metindeki varlık sayısı kadar öğrencinin bulunduğu gruplar oluşturunuz. Gruplarda rol dağılımı yaparak metni canlandırınız.


Cevap : Bu etkinlik sınıfta arkadaşlarınızla yapılacak.


8. Sınıf Türkçe Hecce Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 40  Cevapları


6. ETKİNLİK


Soru : Sınıfınızda “dostluğun değeri” konulu hazırlıklı bir konuşma yapınız.

Konuşmanızda güdümlü konuşma stratejisini uygulayınız. Bu stratejiyi uygulayabilmek için konuşma öncesinde konuyla ilgili beyin fırtınası yapınız. Konuşmalarınızda uygun geçiş ve bağlantı ifadeleri kullanmaya özen gösteriniz.


Cevap :

Sevgili arkadaşlar,

Bugün sizlere “dostluğun değeri” konusunu anlatmak için buradayım. Öncelikle, dostluk nedir? Dostluk, birbirine güven, sevgi ve saygı temelinde oluşan bir bağdır. Bu bağ, hayatımızda çok önemli bir yer tutar ve bizi daha güçlü bireyler haline getirir.

Dostluğun değerini anlamak için belki de en iyi örnek, zorluklarla karşılaştığımız anlarda dostlarımızın yanımızda olmasıdır. Hayat, bazen zorlu bir yolculuk gibidir. Bu yolculukta, dostlarımız bizim için birer ışık kaynağıdır. Onlar sayesinde yalnız hissetmeyiz, mutluluğumuzu paylaşırız ve en kötü anlarımızda bile destek buluruz.

Bir diğer önemli nokta, dostluğun sağladığı güven ortamıdır. Gerçek dostlar, birbirinin sırlarını paylaşan, hatalarını affeden ve her koşulda yanımızda olan kişilerdir. Böyle bir ilişki, ruhsal sağlığımız için oldukça faydalıdır. Ayrıca, dostluk, empati ve anlayış geliştirmemize yardımcı olur. Başkalarının duygularını anlamak, onların yanında olabilmek, hayatımıza farklı bir bakış açısı kazandırır.

Şimdi, dostluğun değerini artıran bazı unsurlara değinmek istiyorum. İlk olarak, iletişim çok önemlidir. Dostlarımızla açık ve samimi bir iletişim kurduğumuzda, ilişkimiz daha sağlam hale gelir. İkinci olarak, birbirimize zaman ayırmak, dostluğumuzu besler. Kimi zaman küçük bir sohbet, kimi zaman birlikte geçirilen bir gün, dostluğumuzu güçlendirir.

Sonuç olarak, dostluk hayatımızın en güzel ve değerli armağanlarından biridir. Dostlarımızla birlikte yaşamak, hayatta karşılaştığımız zorlukları daha kolay aşmamıza yardımcı olur. Unutmayalım ki, dostluk, hem vermek hem de almak üzerine kurulu bir ilişkidir. Bu nedenle, dostlarımıza değer vermeli ve onlara her zaman destek olmalıyız.

Teşekkür ederim.


7. ETKİNLİK


Soru : Aşağıya “dostluk” konulu hikâye edici bir metin yazınız.

Yazacağınız metinde öncelikle zaman, mekân, şahıs ve olay unsurlarını belirleyiniz. Ardından yazacağınız metnin serim, düğüm ve çözüm bölümlerinde anlatacaklarınızı planlayınız. Mümkünse metninizde günlük hayattan örnekler veriniz.

Metni yazarken yazım kurallarına uymaya özen gösteriniz. Bu amaçla yazım kılavuzundan yararlanabilirsiniz.

Yazdığınız metni yazım, noktalama ve anlatım bozuklukları açısından gözden geçirerek düzenleyiniz. Yazdığınız metni sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz.


Cevap :

Hikâye: “Dostluk Bağları”

Zaman: Bir bahar sabahı
Mekân: Küçük bir köy
Şahıs: Ali ve Zeynep (İki yakın arkadaş)
Olay: Ali ve Zeynep’in dostluklarının sınandığı bir olay

Serim

Bir zamanlar küçük bir köyde, Ali ve Zeynep adında iki yakın arkadaş yaşardı. İkisi de çocukluklarından beri birlikte büyümüş, her anı paylaşmışlardı. Ali, neşeli bir çocuktu ve Zeynep, ona her zaman destek olurdu. Bir gün, köylerinde büyük bir festival düzenlendi. Herkes bu festivale hazırlık yapıyordu.

Düğüm

Festival gününde, Zeynep, Ali’ye birlikte gidip gitmeyeceklerini sordu. Ancak Ali, o gün biraz canı sıkıldığı için gitmek istemedi. Zeynep, onun yanında kalmak istedi ama Ali, “Kendin git, ben burada kalacağım,” dedi. Zeynep, Ali’nin bu tavrına çok üzüldü, fakat festivalin tadını kaçırmak istemedi. Zeynep festivale gitti ama Ali’nin yokluğu onu üzdü. Festivalin en güzel anlarında bile, Ali’yi düşündü.

Çözüm

Festivalin sonunda Zeynep, eve dönerken Ali’yi düşündü. Arkadaşının mutsuz olduğunu biliyordu. Ertesi gün, Zeynep, Ali’nin yanına gitti. Onu çok özlediğini ve birlikte zaman geçirmenin ne kadar değerli olduğunu anlattı. Ali, Zeynep’in samimiyetini görünce özür diledi. İkisi de anladılar ki dostluk, bazen küçük anlaşmazlıklarla sınanır, ama önemli olan bu sorunları aşmaktır. O günden sonra, dostlukları daha da güçlendi.

Bu hikâye, bize dostluğun değerini ve sorunların nasıl aşılabileceğini gösteriyor. Gerçek dostlar, zorluklar karşısında bile birbirlerine destek olmayı bilirler.


“8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 38-39-40 Hecce Yayıncılık” konusunun videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.




 

error: Content is protected !!